1550'de başlanıp 1557 yılında tamamlanan ve banisi Muhteşem Süleyman Kanuni'nin adıyla anılan ve Mimar Sinan'ın kalfalık eseri olan mehabetli yapı Süleymaniye Camii'nin restorasyon çalışmalarını yapanlar hayretlerini gizleyemeyerek; 'koskoca camide bir tane örümceğe rastlamadık.'' demişlerdir.
Süleymaniye Camii'nin avizelerine dikkatlice bakanlar kandil çanaklarının aralarında kahverengiye dönüşmüş renklerde yumrular görülecektir. Bunlar devekuşu yumurtasıdır. Pek çok binanın tavanlarında ve daha bir çok yerde görülen ağ ustaları örümceklere ve örümcek ağlarına Osmanlı mimarisinin en zarif örneklerinin sergilendiği büyük Selatin Camilerinde rastlanmamasının sebebi de bu dahiyane buluştur. Bir takım araştırmalar neticesinde örümceğin bu devekuşu yumurtalarının neşrettiği kokudan rahatsız olduğunu keşfeden ecdadımız, bundan tam 499 yıl önce, uzak diyarlardan devekuşu yumurtaları getirterek, camilerimizi koruma altına almışlardır.
Bir kısmı kırılan bir kısmı maalesef kaybolan bu yumurtalardan şimdi sadece 30-35 adet kaldığı ifade edilmektedir. Yumurtaların bir diğer öneminin de Afrika'dan o tarihlerde Osmanlı Hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman tarafından getirtilmiş olmasıdır. Bunu teyit eden yazılı herhangi bir belge bulunmasa da, sözlü belge olarak bu mesele günümüze kadar gelmiştir.