ARKEOLOG NEDİR?
MESLEK TANIMI:İnsanın dünya üzerinde görülmesinden Ortaçağa kadar geçen süreç içinde insana ilişkin her türlü kalıntı ve buluntuyu, doğal çevre ile insan arasındaki ilişkileri, yüzey, sualtı araştırmaları ve kazılarla ortaya çıkaran, inceleyen, değerlendiren ve koruyan kişidir.
GÖREVLERİ:
- Eski çağlardan günümüze kalmış toprak veya su altındaki eserleri gün ışığına çıkarmak için kazılar yapar,
- Kazılardan elde edilen eserleri temizler,
- Parça eserlerin yapıştırılmasını (konservasyon), bakım-onarım ve restorasyonunu yapar, eserlerin kaydını tutar, korunmasını sağlar ve halkın bilgisine sunar,
- Kültür Bakanlığında çalışması durumunda; kazılarda gözlemci olarak görevlendirilebilir,
- Korunması gereken kültür ve tabiat varlıklarını saptar ve kaydını tutar, bunlara yönelik koruma ve restorasyonlar konusunda kararlar çıkarılmasını sağlar,
Çevresindeki antik kentlerin (ören yerlerinin) belirli aralıklarla denetimini yapar. Ayrıca müzelerde çalışanlar kolleksiyoncuların denetimini de yapar.
KULLANILAN ALET ve MAKİNALAR:
- Spatula (ucu sivri küçük mala), kazma, kürek, el arabası, keski, su terazisi, fırça, süpürge, fotoğraf makinesi, metre, ölçüm, çizim araç-gereçleri, kimyasal maddeler, sondaj aletleri.
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Arkeolog olmak isteyenlerin;
- Tarih ve kültür konularına meraklı ve bu alanlarda başarılı,
- Açık havada çalışma yapmaktan hoşlanan,
- İyi bir gözlemci ve araştırıcı,
- Bedence sağlam,
- Normalin üstünde genel yeteneğe ve özellikle sözel düşünme ve neden-sonuç ilişkisini ortaya çıkarabilme gücüne sahip,kimseler olmaları gerekir.
ÇALIŞMA ORTAMI ve KOŞULLARI:
Arkeologlar görevlerine göre değişik ortamlarda çalışırlar. Araştırma yapan arkeologlar, çoğunlukla okuyarak, yazarak görev yaparlar, yaz aylarında kazı çalışmalarını açık havada yürütürler. Müzelerde çalışanlar için çalışma ortamı temiz ve sessizdir. Bir kazıda ilginç bir parçanın bulunması ve ait olduğu dönemin belirlenmesi uzun ve zahmetli bir çaba sonucunda gerçekleşir ve bu durum kişiye büyük bir mutluluk verir. Arkeologlar, eski çağ tarihçisi, heykeltıraş, mimar, topoğraf, teknik ressam, fotoğrafçı, epigraf (yazıt okuyan kişi) gibi meslek elemanlarıyla sürekli iletişim halinde çalışırlar.
ÇALIŞMA ALANLARI ve İŞ BULMA OLANAKLARI:
Arkeologların çalıştıkları kuruluşlar; üniversiteler (öğretim görevlisi veya araştırmacı olarak), Müzeler ve Anıtlar Genel Müdürlüğü'ne bağlı çeşitli müzeler, kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulları, özel müzeler, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Maden Tetkik Arama Enstitüsüdür.
MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER:
Ülkemizde halen Akdeniz, Anadolu, Atatürk, Dicle, Mersin, Çanakkale Onsekiz Mart, Selçuk ve Trakya Üniversitelerinde sadece Klasik Arkeoloji Anabilim dalında; Hacettepe Üniversitesinde Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim dalında; Ege Üniversitesinde Klasik Arkeoloji, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim dallarında; Ankara ve İstanbul Üniversitesinde de her üç anabilim dalında (Klasik Arkeoloji, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi) eğitim verilmektedir. Bilkent Üniversitesinde ise Arkeoloji ve Sanat Tarihi olarak iki bölüm birleştirilmiştir. İlgili bölümlere liseden sonra Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı (ÖSYS) ve "Türkçe-Sosyal (TS)" puanı ile girilebilir.
EĞİTİMİN SÜRESİ ve İÇERİĞİ:
Mesleğin eğitim süresi 4 yıldır.Arkeoloji alanında eğitim veren anabilim dallarının birinci sınıfında, temel kavramlar ve terimler öğretilmektedir. Arkeoloji alanında eğitim veren bu anabilim dallarının birinci sınıfında temel kavramlar ve terimler öğretildikten sonra diğer sınıflarda her anabilim dalı kendi konusu çerçevesinde insanlığın sosyo-kültürel yapısını ve kültür ortam ilişkilerini işler. Klasik arkeolojide Yunanca ve Latince öğretilmektedir. Dönem özelliklerinin incelendiği heykel, seramik, mimari, tarihi coğrafya vb. dersler verilmektedir.
MESLEKTE İLERLEME:
- Lisans eğitimini tamamlayan kişiler üniversitelerde görev almak isterlerse araştırma görevlisi sınavında başarılı olmaları gerekir. Bu şekilde göreve başlayan kişiler doktora derecesi aldıktan ve gerekli çalışmaları tamamladıktan sonra yardımcı doçent, doçent ve profesör olarak meslekte ilerleyebilirler.
- Meslek elemanları belli bir alanda uzmanlaşabilirler. Bunlar; eski tunç çağı eserleri, konservatör (yarım eserlerin yapıştırılması), sikke (numismat), arkaik dönem heykeltıraşlığı, helenistik çağ mimarisi, seramik, vb. alanlardır.Benzer Meslekler: Sanat tarihçisi, tarihçi.
BURS, KREDİ ve ÜCRET DURUMU:
- Öğrenciler üniversitelerin veya müzelerin yaz aylarında yapmış olduğu kazılara katılırlarsa asgari ücret seviyesinde ücret alabilirler.
-Şartları uyan öğrenciler Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu'nun sağlamış olduğu kredi ve yurt hizmetlerinden yararlanabilmektedirler. Çeşitli kurum ve kuruluşlarca başarılı öğrencilere karşılıksız veya mecburi hizmet karşılığı verilen burs olanağı da vardır.
-Eğitim sonrası teknik hizmetler sınıfında göreve başlarlarsa asgari ücretin 3-3,5 katı dolayında maaş almaktadırlar.www.arkeolog.org.tr ( internet sayfasından yararlanılarak hazırlanmıştır)
YÜZEY ARAŞTIRMASI
Arama bir arkeologun ilk işidir.Yeraltında bulunan eski kültür kalıntılarını çıkarmada titiz bir çalışma yapmak gerekir. Arkeolojik yerleşmelerin bulunması, belgelenmesi ve bunların herhangi bir kazı işlemine başvurulmadan bilimsel yöntemlerle incelenmesi, toprak üstündeki kalıntılarının elde edilip yorumlanmasına ‘’yüzey araştırması’’ denir. Henüz bilinmeyen arkeolojik yerler, açık arazide yürüyerek yada araba ile dolaşılarak bulunur. Amaçlı olarak yapılan bu araştırma, arkeolojik yüzey araştırmasının gerekli bir bölümüdür ve çalışmanın ilk basamağını oluşturur.
Esi kayıtların ve yer adlarının incelenmesi, çoktandır unutulmuş yerlerin yeniden bulunmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle eski ve yeni yerlerin bir haritaya işlenmesi de arkeolojik araştırmanın gerekli bir parçasıdır. Buda gerek arkeolojik merkezlerin normal topografik haritalara işlenmesinde, gerekse belirli dönemlere özgü haritaların hazırlanmasında çok yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Özellikle insan elinden çıkan nesnelerin dağılımını gösteren haritalar arkeolojik araştırmalarda birer anahtar niteliğindedir.
Hava fotoğrafçılığının gelişmesi de yüzey araştırmasında önceleri yalnızca araziye bağımlı olan arkeologa büyük bir kolaylık sağlamıştır. Hava fotoğrafçılığının arkeolojik araştırmalarda kullanılması, I. Dünya Savaşı sırasında askeri keşiflerin bir yan ürünü olarak başlamıştır. II. Dünya Savaşında savaşan ülkelerin fotoğrafla haber alma bölümlerinde daha çok arkeologların görev yaptığı izlenir.
Bugün havadan çekilen fotoğraflarla her yıl yeni yeni arkeolojik yerleşme yerleri saptanmaktadır. Bunların bir bölümü, sabahın erken saatlerinde yada akşam üstü, yani özel ışık koşullarında daha iyi seçilebilen yıkıntıların toprak üstünde daha iyi yer aldığı yerleşmelerdir. Ancak büyük bir bölümü, yürüyerek yada araçla giderken gözle asla seçilemeyecek yerler olup; sadece fotoğrafta toprak renginin yada bitki yoğunluğunun değişmesi ile kendilerini belli eder.
Arkeolojik merkezleri saptama çalışması saptama çalışması olağan yüzey araştırmaları ve havadan yapılan tarama ve fotoğraflama yöntemlerinden başka yollarla da yürütülür. Çok basit bir yöntem toprağın dövülmesidir. Böylelikle alttaki yapılar ve dip topraktaki eşitsizlikler sese dayanarak bulunur. Dip sondalarıyla duvar ve hendeklerin izini yakalama olanağı da vardır. Örneğin 1957’de Monte Abbatone (İtalya) mezarlığındaki bir Etrüsk Mezarında denenen ‘’Nistri Periskobu’’ zamanla büyük gelişme göstermiştir. Bu periskop bir mezar odasına sokulmakta odanın duvarlarının ve oda içindeki eşyaların fotoğrafları çekilebilmektedir.
Arkeolojik yüzey araştırmasında uygulanan bir diğer çağdaş yöntem ise, arazinin elektrik iletkenliğinin ölçülmesine dayanır. Özellikle geniş ölçekli petrol aramaları için geliştirilen bu yöntem, 1940’ların sonlarında arkeologlarca kullanılmaya başlamış ve oldukça yararlı sonuçlar alınmıştır.
Bir başka teknik, magnetik arama yada jeofiziksel arama yöntemidir. Bu yöntemle toprağın altındaki nesneler, yarattıkları magnetik sapmalara göre bulunur. Proton magnetometresi gibi aygıtların kullanıldığı bu yöntem ilk kez 1957-1958’lerde denenmiştir.Bir Amerikan araştırma ekibi Sicilya’daki Sybaris’i bu yöntemle keşfetmiştir. Jeofiziksel araştırma yöntemi Türkiye’dede arkeolojik amaçlarla ilk kez 1968’de, Keban kazıları sırasında kullanılmıştır.
Toprak üstü arama-yüzey araştırması- çeşitli merkezler üzerinde uygulanabilen bir yöntemdir. Uygulandığı yerlerden önde gelen yerlerde; höyük, akropol, düz arazi yerleşimi, kurumuş nehir yatağı, tümülüs ve nekropol’dür.
ERGİN İZCİLERİN ARKEOLOJİK ÇALIŞMA ALANLARI
1.Kazılar: Ergin izcilerin kazı ekibi içerisinde yer alabilmesi için öncelikle hangi kazıda çalışacağının belirlenmesi ve ilgili kazı başkanı ile gerekli görüşmelerin tamamlanmış olması gerekir. Bu görüşmeler tamamlandıktan sonra Ergin İzciler kazı ekibine dahil olabilir. Kazı yerinin kültür özelliklerine göre arkeologların çoğunlukta olduğu bir kazı ekibi kurulur. Kazı başkanı tarafından oluşturulacak ideal bir kazı ekibinde bulunması gerekli teknik elemanlar şunlardır:
- Arkeologlar
- Mimar
- Epigraf
- Sanat Tarihçi
- Jeomorfolog
- Bizantolog
- Bakanlıkgörevlisi
Bu bilimsel ekipten başka teknik hizmetlerle ilgili yardımcılar, mutfak sorumlusu, şoför,kazı evi bekçisi ve mutemet de kazıda görev alır. Ergin İzciler ilgi alanları doğrultusunda kazı başkanınca kendilerine verilecek her türlü görevi yapabilirler.
2. Yüzey Araştırmaları: Ergin İzcilerin ülkemizdeki kültür envanterinin sağlıklı oluşturulabilmesi adına yapabilecekleri en güzel hizmet alanlarından biriside budur. Yapılan çevre gezileri esnasında İzciler örnek olarak verilen formları yanlarında bulundurmalı, kültürel dokuya duyarlı olabilmeleri için önceden eğitim almalı, ve bu doğrultuda hazırlanacak formları köyde ise, köy tüzel kişiliklerine, ilçede ise, kaymakamlıklara, ilde ise, valiliklere bildirmek sureti ile bu alanda en güzel hizmeti vermiş ola