22-02-2008, 12:40 AM
Savaş sonrasında, İngiltere'yle Fransa arasında iki önem*li konuda uyuşmazlık ortaya çıkıyor. Bunlardan biri ele aldı*ğımız konuyla ilgili ve Avrupa'da, öbürü Orta-Doğu'da. Ko*nuyu bütünlüğe kavuşturmak için her ikisine de değinmek zorunluluğu var. Genel olarak 1919 Barışı'nı tehdit eden üç tehlikeden söz etmek olası:
1.Fransız Hegemonyası
2.Alman Silahlanması
3.Bolşevizm'in güçlenerek yayılması
4.İngiltere'nin Avrupa'daki politikası, daha yakın bir teh*like olarak gördüğü Fransız hegemonyası ve Bolşevizm'in yayılmasına karşı, Almanya'nın doğrudan doğruya silahsız*lanmasına değilse bile, ekonomik açıdan güçlü olmasına ve birlik içinde kalkınmasına yardımcı olmak biçiminde beliri*yor. ABD'nin Avrupa politikasından çekilmesinden sonra, İn*giltere'yle Fransa Avrupa'da başbaşa kalıyorlar ve araları ya*vaş yavaş açılıyor.
5.A.B.D. ve İngiltere tarafından Fransa'nın güvenliğini garanti altına alacak antlaşmanın, A.B.D. Senatosu'nun Ver-sailles Antlaşması’nı onaylamaması -yüzünden suya düşme*sinden sonra, Fransa güvenliğini Versailles Andlaşmasımn tam olarak uygulanmasında arıyor. Almanya'nın verdiği za*rarı bütünüyle ödemesi konusunda diretiyor. Bu politikaya, Raymond Poincare'nin, başbakan olduktan sonra, 1922'yle 1924 arasında gerçekleştirmeye çalıştığı «uygulama politika*sı» deniliyor. İngiİtere'yse, Avrupa'da geleneksel dengeyi koruma po*litikasını değiştirmek için hiç bir neden görmüyor. Bir dev*letin tek başına Avrupa'da hegemonya kurmasını önlemek temeline dayanıyor bu politika. Tarih boyunca, önce Fransa' ya, sonra da Almanya'ya bu yüzden karşı çıkmış İngiltere. Öte yandan, Avrupa'da komünist tehlikesini önlemek için ilk engel Almanya olabilir. Almanya komünizme kaptırılırsa, Avrupa'yı bu tehlikeye karşı korumak olanaksızlaşır. Onun için, Almanya'nın yükümlülüklerini hafifletmek dış politika*sına daha uygun düşüyor. İngiliz iş çevreleri (City), Aîman-^ ya'ya savaş sonrası yaralarını sarıp sanayi ini rayına oturt*ması için ödünç vermeye razı oluyor. (1) Böylece sorun «Taz*minat» m ödenmesi koşullarının saptanması etrafında düğüm*leniyor. İngiltere Almanya'ya Tamirat Borçlarım ödeme ko*şullarında kolaylık göstermekten yanadır. Fransa'ysa, borç*ların kuruşu kuruşuna ve mümkün olan en kısa sürede öden*mesini istemektedir. Almanya, Fransız isteklerine direnmeye çalışacaktır. Fransa, Almanya'nın direncini kırmak için Ocak 1923'de Ruhr bölgesini işgal ettiği -aman, Avrupa'da (İtalya ve Belçika'nın desteği dışında) yalnız kalacaktır. A.B.D. ise, ingiltere'nin yukarıda özetlemeye çalıştığımız politikasını onaylamaktadır ve A.B.D. iş çevreleri Alman sanayi’nin can*lanması için destek olacaktır. Anglo-Saxon dünyasında J. M. Keynes'in daha önce de değindiğimiz 1919'da yayınlanan «Ba-rış'ın Ekonomik Sonuçlar» adlı kitabı büyük yankı yarat*mıştır.
İngiltere'yle Fransa arasındaki ikinci uyuşmazlık; Orta-Doğu'da Osmanlı Devleti'nin mirasının paylaşılması sırasın*da çıktı. İngiltere'nin 1915'te Osmanlı Devleti'ne güneyden saldırısına Arap desteği sağlamak amacıyla Mekke Şerifi Hü*seyin ve' Necd Emiri İbni Suud'la yaptığı antlaşmalar kendi aralarında çeliştiği gibi, Fransa'nın Orta-Doğu'da bir pay sahibi olmasını sağlayan Sykes-Picot Andİaşması'yla da çelişi|yordu. Bu andlaşmaya göre, Fransa Akkâ'dan başlayarak Beyrut dahil, Suriye'nin kıyı şeridini ve Adanâ-Mersin bölgesini (Kilikya) alacaktı. Geri kalan bölgede kurulacak Arajf Devleti'nin de Kuzey kesimi Fransız, Güney kesimi İngüj| etki alanları olarak kabul edilmişti. Oysa İngiltere, Fransa'yı elinden geldiğince petrol bölgesinin uzağında tutmak istiyor-du. Savaş sırasında yapılmış olan bu konuyla ilgili antlaşma, Aralık 1918'de tekrar gözden geçirildi. 1916 Antlaşmasıyla Fransa'nın denetimine bırakılan Musul Petrolleri İngiliz etki alanına geçiyordu. Buna karşılık Fransız Mandası sadece Su*riye sahillerini değil, Halep, Humus ve Şam bölgesini de kap-sıyacaktır. Aslında bu bölge İngiltere'nin Araplar'a verdiği söze göre kurulacak Arap devleti'nin sınırları içine giriyordu ye İngiliz Komutanı Allenby'nin onayıyla, Ekim 1918'den be*ri Hüseyin'in oğlu Emir Fassal’a bırakılmıştı. Fransa kendi payına düşen, hakkı saydığı bu bölgeyi işgale kalkıştığı za*man sadece A.B.D.'nin değil, Araplar'a ve Fransızlar'a çelişen vaatlerde bulunmuş olan İngiltere'nin de direnmesiyle karşı*laştı.Lloyd George Faysalım otoritesini koruyan İngiliz birliklerinin geri çekilmesine razı olmadı. Bu durum karşısın*da Clemenceau, Mayıs 1919'da, karşılıklı antlaşmalara uyul*mazsa, dünyanın bu bölgesinde İngilizlerle ortak bir politika _ güdülmesinden vazgeçileceğini belirtti. Beş ay süren tartış*malardan sonra, Faysalım denetimindeki üç kente Fransız birliklerinin girmemesi koşuluyla, İngilizler bu bölgeden as*kerini çekti. Bu uyuşmazlıklar, İngiltere'nin bütün Orta-Doğu politikasının Fransız kamu oyunda eleştiriye uğramasına yol açtı. Fransız çevreleri, Orta-Doğu'da Fransa'nın gerçek hasmının yenik .Osmanlı Devleti değil, bağlaşığı İngiltere ol*duğunu görmeye başladılar. Ayrıca Avrupa sorunları karşı*sında da İngiltere'yle Fransa'nın çatışmakta olması, Fransa' nırı Orta-Doğu'daki
6.Tutumunu etkiledi. İngiltere, Yunanistan'ı Türkiye'ye karşı kullanınca, ^nsa, İngiltere'ye bağlanacak bir ^Yunanistan'ın, İngilte*re'nin Orta-Doğu'daki üstünlüğünü
Perçinleyeceğini hesapla*dı. Üstelik kendisi, Kilikya'da Türk kuvvetlerince zor duru*ca düşürülmüştü. Böylece, Türk-Yunan Savaşı'nda İngiltere Venizelos'un Yunanistan'ını desteklerken, Fransa'da Musta*fa Kemal Türkiye'sinin arkasında yer alıyordu. Mustafa Ke*mal, İngiliz-Fransız uyuşmazlıklarından yararlanmış, bu da Kurtuluş Savaşı'nı kolaylaştıran bir etken olmuştur.
Kurtuluş Savaşı, sonunda İngiliz ve Yunanlılar 'a karşı, Sovyetler,
Fransa ve İtalya tarafından desteklenmiştir.