10-02-2008, 12:57 PM
1974 öncesi Kıbrıs turizmini incelerken 1960-1973 döneminin değerlendirilmesi doğru olacaktır. Çünkü 1960 öncesi İngiliz Müstemleke döneminde etkin bir turizm haraketinin var olduğu söylenemez. Kıbrıs adasında turizm haraketinin başlangıcınında 1960 yılı olarak alınması doğru olacaktır.
Akdeniz’in üçüncü büyük adası olan Kıbrıs , her dönemde olduğu gibi bu dönemde de müstesna imkânlara sahiptir. Adanın 805 km’lik sahil şeridi ve devamlı değişiklik arzeden bir manzarası vardır. İklim şartları turizm açısından çok elverişlidir. Yıl boyunca ortalama 340 gün güneşli olan adada , aralık ayının ortalama en yüksek ısısı 15 derece , ağustos ayının ortalama en yüksek ısısı ise 35 derecedir. Deniz suyu sıcaklığı ocak ayında ortalama 15 derece , ağustos ayında ise ortalama 28 derecedir. Yıllık yağış miktarı bölgeden bölgeye değişmesine rağmen ortalama 49 santimetreküptür.
Adanın nüfusunun 1972’de 660,000 olacağı tahmin edilmişti. 1960 nüfus sayımına göre adada 573,566 kişi vardır, bunların 441,656’sı Rum , 104,942’si Türk ve 26,968’i de azınlık olarak belirlenmişti.
ABSTRACT
THE TOURISM SECTOR IN CYPRUS BEFORE 1974
This article about examines the tourism in Cyprus before 1974. The analysis concentrates on the tourism activities from 1960 to 1973. The author states that in this period tourism sector gained in importance as well as they agricultural and industrial sectors, which aimed to restructure the nature of the economy. The number of beds available for tourists was reached to 4000 in 1961, and the continued to increase to the total number 11000 in 1973. Also the author analyzed the tourist arrivals according to their source country and the level of tourism revenues and their proportion to export revenues
TURİZM ADANIN EN HIZLI GELİŞEN SEKTÖRÜYDÜ
Turizm dış faktörlere karşı son derece hassa bir sektör olmasına rağmen , ne adanın siyasi kaderinin henüz tayin edilmemiş olması , ne de Ortadoğu’ya yakınlığı bu sektörün Kıbrıs ekonomisi içinde en hızlı gelişen sektörlerden biri olmasını engelleyememiştir. 1961-1972 yıllarıını kapsaya İkinci beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde turist girişlerinde % 25.6’lık bir artış öngörüldüğü halde , gerçekleşen miktarın % 27 olması bunun bir delilidir.
Aynı dönemde ,planlanan turizm gelirleri yıllık artış ortalama %26.3 olduğu halde ,gerçekleşme % 30.3 oranında olmuştur. Tablo 1’de adanın bağımsızlığını ilan ettikten sonra sonraki ilk yıl olan 1961’den itibaren adaya gelen yabancı sayıları ve bunlardan sağlanan gelirler görülmektedir.
Tablo 1: Kıbrıs’a 1961-1973 yılları arasında turist girişleri ve turizm gelirleri
Yıl Turist Girişleri Değişme yüzdesi Turizm Geliri
Milyon Değişme Yüzdesi
1961 40,140 56.2 2.8 21.2
1962 50,177 25.1 3.55 19.6
1963 74,619 48.5 4.3 28.3
1964 16,084 78.4 1 -76.7
1965 33,346 106.7 2.2 118
1966 54,114 62.7 3.6 65.1
1967 68,397 26.3 4.3 19.4
1968 88,492 29 5.8 34.9
1969 188,006 33.3 7.8 34.5
1970 126,580 7.2 8.1 3.8
1971 178,598 41 13.6 66.7
1972 228,309 27.8 18.7. 39.7
1973 264,200 16 ---- ----
1972’de turizm gelirleri görünmez kalemlerin % 22’sinin üstünde gerçekleşmiştir ve bu miktar yerli ihracat gelirlerinin % 42.5’ine eşittir. Aynı yılın parakende fiyatları ile hesap edilen toplam yerli üretiminin %6.7’sine tekabül etmiştir. Tablo 2’den de anlaşılacağı gibi ,1971’e kadar adanın ihracat kalemleri içinde ikinci sırayı alan madenler oluyordu. Bu tarihten itibaren turizm , madenleri de aşarak ikinci sırada yer aldığı görülmektedir.
Tablo 2: 1969-1972 Yılları arasında Kıbrıs’ta turizm gelirlerinin ihracat gelirleri içindeki payı
İHRACAT GELİRLERİ 1969 1970 1971 1972
Zirai ürürnler 19,227 19,486 24,102 26,181
Sanayi Mamülleri 5,278 6,250 8,248 9,763
Madenler 11,952 13,974 9,417 8,564
turizm 7,800 8,100 13,600 18,700
Kıbrıs 1960’lardan itibaren genellikle Avrupa’dan gelen turistlere yönelik bir tatil beldesi özelliğini günümüze kadar sürdürmüştür. Tablo 3’den de görüleceği gibi seyahat amacı “tatil” olan turistler toplam girişlerin hemen hemen % 90’dan fazlasını oluşturmaktadır. İkinci sırayı iş maksadı ile adaya gelen turistler almaktadırlar. Tablodan izleneceği üzere toplam turist girişlerinde 1964 yılında 1963’e oranla % 81 oranında bir azalma vardır. Bu azalmanın nedeni 1963 yılının Aralık ayındaki iki toplum arasındaki savaştan kaynaklanmaktadır. Yine 1974 Barış Harekâtından hemen sonra 1975 yılı rakamları da 1973’e oranla %82’lik bir azalma göstermektedir.
Tablo 3: Yıllara göre Kıbrıs’a gelen turistlerin seyahat amaçları (1960-1975)
YILLAR TATİL İŞ EĞİTİM DİĞER TOPLAM
1960 16821 7172 244 17 24254
1961 22139 15654 309 294 38396
1962 39129 8391 281 254 48055
1963 62443 7242 317 368 70373
1964 8998 3734 261 314 13307
1965 24346 5112 242 277 29977
1966 45804 5250 4 81 51139
1969 104289 13412 177 128 118006
1970 115876 10481 117 106 126850
1971 165854 12574 152 18 178598
1972 216778 10809 182 540 228309
1973 252342 11385 269 70 264006
1974 134253 12069 2 4154 150478
Rum-Yunan ikilisinin , ada üzerindeki bütün olumsuz hırçın tutumlarına rağmen turizm büyük bir süratle ilerlemeye ve yayılmaya devam etmiştir. Nitekim rakamlardanda görüleceği gibi 1960 ile 1973 yılları arasındaki dönemde adayı ziyaret eden turist sayısı 10 kat artmıştır.
OTELCİLİKTE HIZLI GELİŞME
Kıbrıs’ın bu dönemlerdeki yatak kapasitesi incelenecek olursa 1960’ta 3806 olan toplam kapasitesinin 1966’da 5437’ye ,1973’te ise 1966’ya oranla % 283 artış göstererek 10796 yatağa yükseldiği görülecektir.(Tablo 4)
Otel ve diğer turizm tesislerinin yoğunlaştığı şehir , adanın başlıca tatil bölgesi olan Magosa’dır. Adanın toplam yatak kapasitesinin % 50’den fazlası bu şehirde toplanmıştır. Sahip olunan yatak kapasitesi açısından Lefkoşe’nin bir özelliği de adanın iş merkezi durumunda oluşudur. Tamamen bir tatil bölgesi olan Girne süratle gelişmekte ve adanın ikinci büyük dinlenme merkezi olma yolundadır.Kıbrıs Hükümeti’nin Girne üzerindeki politikası da bu gidişi teşvik edici mahiyettedir
Tablo 4: Kıbrıs’taki yatak sayısının yıllara ve bölgelere göre dağılımı
BÖLGELER 1960 1966 1973
YATAK SAYISI % YATAK SAYISI % YATAK SAYISI %
LEFKOŞE 993 26.1 1398 25.7 1735 16.1
LİMASOL 200 5.2 534 9.8 1212 11.2
LARNAKA 44 1.2 71 1.3 283 2.6
MAĞOSA 457 12 824 15.2 4859 45
GİRNE 292 7.7 514 9.5 1369 12.7
BAF 116 3 122 2.2 280 2.6
DAĞ 1704 22.6 1974 36.3 1058 9.8
TOPLAM 3806 100 5437 100 10796 100
Kıbrıs’taki oteller genellikle 100-300 yatak kapasitesi küçük veya orta büyüklükte olmakla beraber, 70’li yılların başında büyük kapasiteli tesislerin kurulmasına önem verildiği görülmektedir. Nitekim herbiri , 1000 yataklı iki büyük kompleks 1972 sonlarında işletmeye açılmış olacaktır. Adadaki otellerin kaliteleri tıldız sayılarıyla ifade edilmekte olup, çoğu oteller üç veya dört yıldızlıdır.
Güney Kıbrıs’ın 1974 yılında hemen Barış Harekâtı sonrası ise yatak kapasitelerinin 10796’dan 3880’e düştüğü görülmektedir. Turizmin ada ekonomisi ve sosyo-politik dış temaslar açısından öneminin bilincinde olan Rum Toplumu , dünya devletlerinde almış oldukları maddî ve manevî destekle 3880 olan yatak sayılarını 1994 yılında 75000’lere çıkarmayı başarmışlardır. Yatak kapasitelerindeki bu astronomik artış , dünya üzerindeki birçok tanınmış turizm ülkesindeki yatak artışını oran olarak geride bırakacak düzeydedir.
Haliyle , bu kapasite artışına paralel olarak , yıllık turizm gelirleri de büyük artışlar göstermiştir. Nitekim 1961 yılında 16 milyon Kıbrıs Lirası olan turizm geliri yılında 74.4 milyon Kıbrıs Lirasına 1980 yılında 250 milyon Kıbrıs Lirasına ( 497 milyon U.S Dolar ) ve 1990 yılında ise 625 milyon Kıbrıs Lirasına yani yaklaşık 1 milyar 258 milyon U.S. dolara yükseltmiştir.(Tablo 5)
Tablo 5: Kıbrıs Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs’ın turizm gelirleri
YILLAR TURİZM GELİRİ
(Milyon $)
1961 32
1973 150
1986 497(Güney Kıbrıs)
1990 1.258(Güney Kıbrıs)
ADA TURİZMİNDE İNGİLTERENİN YERİ
Kıbrıs’a akan turist trafiğine uzun yıllar İngiliz ziyaretçiler hakim olmuştur. 1960’dan sonraki ilk on yılın içinde adanın turizm ürünü müşterilerinin ,adeta, sadece İngilizlerden meydana geldiği söylenebilir. İngiltere’nin Kıbrıs’a turist gönderen başlıca ülke olmasının çeşitli tarihi,etnik ve ekonomik nedenleri vardır. 1960’a kadar Kıbrıs bir İngiliz kolonisi idi. Bu tarihtebağımsızlığına kavuştuktan sonra İngiliz Uluslar Topluluğu ’nun bir üyesi haline gelmiş ve sterlin bölgesine katılmıştır. Ayrıca İngiltere ve Kıbrıs’ta yaşayan aynı etnik grupların bulunması ve adadaki İngiliz üslerinde görevli askeri ve sivil personelin varlığı turist trafiğinin bir diğer nedenidir.
1966’da İngiliz hükümeti dış seyahatlerle ilgili birtakım sınırlamalar getirmiştir. Ada bir sterlin bölgesi olması sebebi ile bu tarihten İngiliz halkı için bir turizm yöresi haline gelmiştir.
Adanın turizm konusundakitemel amaçlarından biri turist akımında çeşitliliği sağlamktı. Bu politika 1970’lerde sonuçlarını göstermeye başlamıştır. 1967’de İngiltere’den adaya gelenlerin toplam turist sayısı içindeki payı % 52.5 iken , 1972’de % 43’e düşmüştür. Adaya yönelik turist trafiğindeki bu çeşitliliğin başlıca nedeni , Batı Almanya ve İsveç gibi , iki önemli pazarın kazanılmasıdır. Tablo 6’nın tetkikinden anlaşılacağı gibi adaya gelen ziyaretçilerin ülkelerine göre dağılımında İngiltere birinci sırada , B.Almanya ikinci sırada ve İsveç de üçüncü sırada yer almaktadır.
Tablo 6: Kıbrıs Cumhuriyetine gelen yabancıların ülkelere göre dağılımı
ÜLKELER 1970 1971 1972
TURİST % TURİST % TURİST %
İNGİLTERE 60052 47.2 78062 43.7 98136 43
ALMANYA 2864 2.2 10193 5.8 19488 8.6
İSVEÇ 2870 2.3 5410 3 15599 6.8
A.B.D. 10401 8.2 13880 7.8 15177 6.6
YUNANİSTAN 9305 7.3 12327 6.9 12816 4.5
LÜBNAN 8995 7.1 10708 6 10392 4.5
İSRAİL 3814 3 7957 4.4 8322 3.6
DİĞERLERİ 28279 22.7 40061 22.4 48379 21.3
TOPLAM 126580 100 178598 100 228309 10
KIBRIS BATI AVRUPA İÇİN GÜNEŞLİ BİR TATİL YÖRESİDİR.
Kıbrıs’a turist akımının gelecekteki gelişme seyri yukarıdaki atblodan da anlaşılacaktır. Ada kuzeybatı Avrupa’daki başlıca pazarlar için güneşli bir tatil yöresi olarak giderek önem kazanmaktadır.A.B.D.’den gelen turistlerin Ortadoğu ülkelerinde kalış süreleri çok kısa süreli olmaktadır. Bu kadarıyla bile ada turizmine olumlu katkıları inkâr edilemezse de , bu konuda ,en azından kısa sürede , önemli bir gelişme beklenmemektedir. Kıbrıs’ın Ortadoğu ülkeleri içinde farklı karakterde geniş bir turizm pazarı potansiyeli vardır. Bu ülkelerin ziyaretçileri daha ziyade alışveriş yapmak ve adanın dağ ikliminden yararlanmak için gelmektedir. 1970’lerde Ortadoğu’daki siyasi olaylar Kıbrıs’ın bu bölgedeki büyük potansiyelden yararlanmasını engellemiştir.
ADA İÇİN MEVSİM PROBLEMİ ÖNEMİNİ YİTİRMİŞTİR
Kıbrıs’taki “turizm mevsimi” Mart ayı ortalrından Aralık sonuna kadar uzamaktadır. Batılı ziyaretçiler için ayrı bir önemli olan Noel’in Aralık ayı sonunda olması , adada turizm mevsiminin yılbaşına kadar uzamasının bir başka nedenidir. Fakat turist trafiğinin esas yoğun olduğu aylar Haziran,Temmuz,Ağustos devresidir. Bu yüzden ,1967-1971 yıllarını kapsayan İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın turizmle ilgili başlıca hedeflerinden biri , turist yoğunluğunuon aylık devre içine dengeli bir şekilde yaymak olmuştur. Bu işlemin özü itibariyle uzun vadeli bir politikayı gerektirmesi , Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Plan’ında konu üzerinde önemle durulmasını sağlamıştır.
Turist yoğunluğunu Mart-Aralık arasındaki on aylık devreye dengeli şekilde dağıtma gayretlerinde oldukça başarı sağlandığı görülmektedir. Örneğin , 1970’de yıllık toplam ziyaretçilerinin %30.4’ü Temmuz-Ağustos devresinde gelmiş iken , 1972’de aynı devreye düşen yabancı turist daha dengeli bir dağılım gösteren B.Almanya ve İsveçli ziyaretçi sayılarındaki artışın sonucudur.
“Mevsimlik” problemindeki düzelme , büyük ölçüde , izlenen pazarlama politikasının bir sonucudur. İngiliz turistlerden oluştuğu İsveç ve Alman pazarlarına açılmada gösterilen başarı , Kıbrıs’a olan turizm talebinin aylık dengeli dağılımında etkili olmuştur. Alman ve İsveç pazarlarındaki büyük potansiyelin ilerideki yıllarda adanın mevsimsel problemini giderici yönde daha da etkili görülecektir.
İngliz turistlerin 1971’de % 32.6’sının 1972’de de % 32.5’inin Temmuz-Ağustos devresinde geldikleri görülmektedir. 1971’de Almanya’dan gelenlerin % 23.2’si ,1972’de ise %15’i bu iki aylık devreye düşmektedir. 1972 yılının Olimpiyatlarının Münih’te yapılmış olması %23.2’den %15’e gerilemenin bir nedeni sayılabilir. Diğer yandan , İsveç’ten gelen turistlerin aynı devreye düşen yüzdeleri 1971 için % 18.6 , 1972 için ise % 16.5 olmuştur.
ZİYARETÇİLERİN ADADA ORTALAMA KALIŞ SÜRESİ
İstatistik ve Araştırma Departmanı’nca 1972’de yapılan ziyaretçi araştırmasında , adaya gelenlerin %75.2’sinin tatil yapmak , % 11’inin iş takibi , % 9.4’ünün arkadaş ve akraba ziyareti ve %4.4’ünün de diğer amaçlarla geldiği anlaşılmıştır.
Aynı araştırmaya göre 1972’de gelenlerin ortalama kalış süreleri 12.8 gündür. Bu ortalama sürenin geliş amaçlarına göre dağılımı şöyledir: Ortalama kalış süresi tatil yapmak için gelenlerde 12.6 gün , arkadaş ve akraba ziyareti için gelenlerde 22.6 gün , iş münasebeti için gelenlerde ise 7 gün olmuştur. İngiltere , Almanya ve İsveç pazarlarından gelen yabancıların diğer yabancı turistlere göre daha uzun süre kaldıkları görülmektedir. Bu üç ülke turistlerinin kalış sürelerine göre aralarındaki sıralamada Almanya başta gelmekte , İngiltere ikinci , İsveç ise üçüncü sırada bulunmaktadır.Söz konusu araştırmaya göre 1972’de Alman turistlerin ortalama kalış süresi 14.9 gün , İnglizlerin 14.8 gün , İsveçlilerin ise 11.5 gün olmuştur.
ZİYARETÇİLERİN OTELDE KONAKLAMA ORANI
1972’de toplam ziyaretçilerin yarıya yakın kısmı Mağosa’da kalmıştır. Bu durum , bu dönemde Mağosa’nın adanın birinci tatil şehri olduğunu göstermektedir. Lefkoşa ve Girne ziyaretçilerin %19’unu misafir etmiştir.Araştırmada ayrıca , toplam ziyaretçilerin % 80’inin ortalama 11 gün süre ile otellerde kaldığı tespit edilmiştir. Ziyaretçilerin %11.5’i arkadaş ve akrabaları ile , % 7.8’i ise kat veya villa kiralamak süretiyle kalmıştır. Araştırmada konaklama türlerinin tam olarak kapsayacak terimlere yer verilmediğinden , konaklama türleri ile kesin sonuçlar elde edilememiştir. Kıbrıs’ta otel dışı konaklama tesisleri o dönemlerde gelişmeye başlamıştır. Bunların başında , resmi sınıflandırmaya tabi olamayan servisli veya müşterinin kendi hizmetlerini kendi gördüğü katlar ve apartmanlar gelmektedir. Adadaki otel dışı konaklama tesisleri ile ilgili tam ve kesin bilgiler yoktur. Araştırmada uzmanlar , piyasanın bu kesimi ile ilgili payın çok düşük olduğu varsayımından haraket etmiştir.
ZİYARETÇİLERİN GÜNLÜK ORTALAMA HARCAMA MİKTARI
Çeşitli ziyertçi gruplarının ortalama kalış süreleri , aynı zamanda , bunların harcama şekillerini de ortaya çıkarmaktadır. 1972’deki bir araştırma , ziyaretçi başına ortalama harcama miktarının. 82 Kıbrıs Lirası olduğunu göstermektedir. Fert başına en fazla harcamada bulunanlar Alman ziyaretçiler için. 106 Kıbrıs Lirası , İngilizler için 90 Kıbrıs Lirası ve son olarakta İsveçliler için de 75 Kıbrıs Lirasıdır. Harcama şekilleri konaklama türüne göre de farklılık göstermektedir. Otellerde konaklayan ziyaretçilerin günlük harcamaları 7.6 Kıbrıs Lirası , kat veya villa kiralayanların 5.4 Kıbrıs lirası , arkadaş ve akrabaları ile kalanların ise 3.2 Kıbrıs Lirası olarak tespit edilmiştir.
KAPASİTE FAZLALIĞINA DOĞRU
1976 yılında 444 bin ziyaretçinin geleceği tahmin edilerek 26700 yatak kapasitesine ihtiyaç duyulacağı hesap edilmiştir. Bu projeksiyonda , resmi planlamanın sadece otel türü konaklama kapasitelirini dikkate aldığı , diğer tamamlayıcı türleri ihmal ettiği anlaşılmaktaddır. Daha önce belirtilen 2 bin yatak kapasiteli turistik katların İngiltere , Almanya ve İsveçten gelen turistlerce talep edilmekte olduğu ve bu talebin sözkonusu ülkelerde sağlanacak yeni akımlarca daha da artacağı kabul edilmektedir. Bu nedenle beklenen turist trafiği 444 bin civarında gerçekleşse bile 1976’da otel konusunda önemli bir atıl kapasite doğacağı görülmektedir.
OTEL YATIRIMLARINDA TEŞVİK
Kıbrıs Hükümeti , turizm planlaması çerçevesi içinde yerli ve yabancı muhtemel yatırımcılara kolaylıklar göstermekte ve bunları teşvik etmekteydi. Bunlar esas olarak , devletinuzun vadeli ve düşük faizle verdiği kredilerdi . Diğer taraftan , Kıbrıs Kalkınma Bankası da otel ve diğer turizm yatırmları konusunda kredi veren bir kuruluştu . Söz konusu muhtemel muhtemel yatırmcılara devletçe gösterilen en önemli kolaylık hazine arazisinin kiralanmasıdır. Bu kiralamalar , turizmde öncelikli yörelerde 99 yıla kadar olabilmekteydi.
VASIFLI PERSONEL AÇIĞI
Kıbrıs turizm sanayiinin karşılaştığı en önemli sorunlardan biri vasıflı personel açığıdır. Bu problem , 70’li yıllarda artan yatak kapasitesine paralel olarak daha da ciddi bir hale gelmiştir. Faal nufüs içindeki işsizlik oranı 1971’de % 1.1 iken , 1972’de %1’in altına düşmüştür. Adada otelcilik eğitimi yapan dört kuruluş bulunmaktaydı. Bunlardan biri , 1969’da Lefkoşa’da Kıbrıs Hükümeti ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programınca kurulan Otelcilik ve Yiyecek yönetimi Enstitüsü , diğer üçü de devletin mesleki otelcilik okullarıydı. Bunların dışında özel mesleki otelcilik okulları da vardı. Bu okulların vasıflı personel açığı bulunduğunun bir delili olarak değerlendirebilir. Diğer taraftan bu otelcilikokulları devlet kontrolü olmamasından ötürü , standartın düşük olduğu söylenmektedir. Bir ülkede otel kapasitesi yoğunluğu yüksek standartlarda ise , yeterli vasıflı işgücü arzının hayati önem taşıyacağı açıktır. Vasıflı personel ve kaliteli servis ,turizm ürünü için ana unsurlar olan , doğal ve kültürel özellikler kadar önemlidir.
Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda , 1976’ya kadar Kıbrıs otelcilik sanayii için gerekli insangücü ihtiyaçlarının 6700 kişilik ek personelle giderilebileceği belirtilmiştir. Halbuki , 1976 yılına kadar resmî ve özel otelcilik okullarının sadece 1527 kişiyi eğitebileceği görülmekteydi. Geriye 5 bin küsür eleman açığı kalmaktaydı. İşbaşında eğitim yöntemi ile bu kadar kişinin eğitilmesinin imkânsızlığı da ortadadır. Bu şartlarda , planlanan otel kapasitesine ulaşılması halinde , kritik birdurumda olan vasıflı personel yetersizliği daha da olumsuz boyutlara ulaşacaktır. Bu sayıda az personelin yönetiminin güçlüğü ve neden olacakları ücret şişkinlikleri gibi personel açığı probleminin diğer önemli sakıncaları: otellerde hizmet kalitesinin düşmesi , yatırım daha düşük kaliteli otellere doğru yönelmesi ve self-servisin hakim olacağı turistik kat sayılarının artması şeklinde olacaktı. Devlet turistik katlar ve diğer konaklama tesislerinin daha fazla yapılmasını önlemek arzusunda olmasına rağmen , sözkonusu vasıflı personel açığı ve bunun getireceği ücret problemleri nedeniyle , yatırımlarla ilgili herhangi bir tedbir alamamaktaydı.
İşgücü temini ve eğitim üretim planlaması içinde özel bir öneme sahiptir. Bu işlemin pazarlama ile ilgili bütün hususlar üzerinde etkili olması , bir turist beldesi olan Kıbrıs açısından daha da önemlidir. Bu sorun ileriki yıllarda sendikalar , sanayi ve hükümetçe acilen ele alınacak konular arasında olacaktı.
ÜÇÜNCÜ BEŞ YILLIK PLANDA TURİZM İLE İLGİLİ HEDEFLER
Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı , turist ve günübirlikçi ( excurcionist) trafiğinin , turizm mevsimini on aya çıkararak mevsimlik problemini düzenlemeyi hedef almıştır.
Turist girişlerinde ise , asgari % 20’lik bir yıllık artış ve buna paralel olarak günübirlikçilerde de %8’lik bir artış öngörülmüştür. Aynı devrede , turizmden beklenen yıllık gayri safi gelir artışı % 25.2 oşarak hesap edilmiştir.
Planda önörülen hedeflerin gerçekleşmesi , Kıbrsın’ın turist pazarlarını etkileyen petrol krizinden sonra , daha da şüpheli görülmektedir.1973’de bu alanda sağlanan gelişmenin %16’da kalması , planlanan %20’lik hedefin altına düşüldüğünü göstermektedir. Sözkonusu krizin bütün sonuçlarını önceden tahmin etmek kolay olmamakla beraber , turistik ürününün fiyatını yükseltebileceğini söylemek mümkündü.
PAZARLAMA POLİTİKASI
Bu dönemlerde Kıbrıs’ta pazarlamay verilen önemin çok az olması nedeniyle , Kıbrıs turizm Organisazyonu’nun dodöküman ve yayınlarından genel planlamada faydalanılmadığı dikkati çekmektedir. Bu konuda zaten sınırlı olan araştırmaları da turizmin geliştirilmesi konusunda hükümetçe değerlendirilmediği görülmektedir. Bu gerçek ,1976 yılı için projekte edilen otel kapasitesi konusunda kendini açıkça göstermiş ve planlanan hususların tutarsızlığı , 1972 yılında yapılan ziyaretçi araştırmasında ortaya çıkarılmıştır. Sonuş olarak , bu alandaki ürün pazarlamsı Pazar bölüşümü temeline göre yapılmamıştır. Turizmle ilgilenen herkeste ve özel sektörde bu alanda herşeyin devletten geleceğine dair yaygın bir kanaat yerleşmiştir.Kıbrıs o zamana kadar satıcı piyasasının şartlarından yararlanmaktaydı. Uluslararası turizm pazarına girişin ilk devrelerine has olan , kısa sürede talebin arzı aşması halinde olduğu gibi. Fakat şartlar süratle değişmekte ve piyasa “ satıcı piyasası” olmaktan “alıcı piyasasın”na dönüşmektedir. Bu yüzden alıcı halimiyetinin arttığı her piayasa için olduğu gibi Kıbrıs turizmi için de pazarlama anlayışını benimseme gerekliliği doğmuştur. Hedef alıncak belirli Pazar kesimleri tespit edilmeli ve mamuller gözden geçirilmelidir. Satışların teşviki , reklamcılık , halkla ilişkiler ve diğer pazarlama araçlarını kavrayacak etkin bir bilgi akış sisteminin geliştirilmesi görülecektir.
LONDRA VE FRANKFURT’DAKİ TURİZM BUROLARI YETERLİ DEĞİLDİR
1970 başlarında ada dışında iki Kıbrıs Turizm Bürosu bulunmaktadır. Bunların biri 1967’de Londra’da , diğeri 1969’da Frankfurt’ta açılmıştır. Stokholm ve Paris ‘te enformasyon büroları açılması için çalışmalar yapılmasına rağmen , 1969’dan bu yana herhangi bir turizm bürosu açılmamıştır. Bu yeni bürolar Londra ve Frankfurt’takiler kadar muntazam donatılmayacaklardır. İsveç pazarında ise işler halde bir turizm bürosunun bulunmamasına rağmen , başarılı olunduğu da bir gerçektir. Fakat turizm bürolarından beklenenin sadece ülkesine gönderdiği sayısını o an için azamiye çıkarmak olmayıp, ileriye dönük gelişmelerle ilgili her türllü bilgiyi aktarmak olduğu düşünülürse ilgili her türlü bilgiyi aktarmak olduğu düşünülürse , turizm bürolarının artırlması çabalarının yerinde olduğu kabul edilecektir.
FRANSIZ PAZARI ADA TURİZMİ İÇİN ELVERİŞLİ DEĞİLDİR
Yeni enformasyon bürosunu Paris’te açılmak istenmesi , Kıbrıs’ın Fransız turist piyasasını elde etmeye çalışmasının bir işareti idi. Fakat temel amacın turizm mevsimini uzatmak , dolayısıyla mevsimlik problemine çözüm getirmek olduğu dikkate alınırsa , adada turizm sanayiinin geliştirilmesi açısından çok hassa olan bu devrede Fransız pazarına açılma arzusu uygun görülmekteydi. Kıbrıs turizminin büyük ölçüde hava trafiğine dayanması , diğer taraftan Fransa’nın uçakla yapılan paket turlar açısından diğer Avrupa ülkeleri kadar önemli olmaması i bu ülkenin ada turizmi için önemli bir Pazar sayılmayacağını göstermekteydi. Diğer taraftan Fransızların seyahat motiflerinin son derece mevsimlik oluşu , kitle halinde çıkışların adaya en fazla turist gittiği aylar olan Temmuz- Ağustos’a rastlaması da , Fransız pazarının önemini azaltan bir husustur. Fransız Milli İstatistik ve İktisadi Araştırmalar Enstitüsü (INSEE)’nün araştırmalarına göre ,1974’de Fransız turistlerin 2/3’ü ülke dışına Temmuz sonları ve Ağustos başlarında çıkmışlardı.
PAZARLAMA BÜTÇESİNİN YETERSİZLİĞİ
Üçüncü beş Yıllık Kalkınma Planı’nda ada turizminin tanıtılması , geliştirilmesi ve diğer faaliyetler için 850 bin Kıbrıs Lirası harcanması öngörülmüştür. Bu miktar Kıbrıs Turizm Organisazyonu’na yıllık pazarlama bütçesi olarak tahsis edilen 170 bin Kıbrıs lirasının beş yıllık toplamına eşittir.Kıbrıs turizm Organisazyonu otellerde geceleme ücretleri üzerine yaptığı bir ilave ile ziyaretçilerden bir nevi vergi tahsil etmektedir. Organisazyon bu yolla sağladığı 100 bin Kıbrıs liralık ek gelire rağmen , turizmi geliştirme faaaliyetlerine yeterince eğilememiştir.
MAGOSA’NIN FİZİKSEL PLANLANMASINDA SORUNLAR
Kıbrıs’ta etkili bir yerleşme planlamısının yapılabilmesi konusunda ciddi mevzuat eksikliği vardır. Bunun sonucu olarak fiziksel planlama kontrölsüz bir şekilde yürütülmektedir. Bu gidişin sakıncaları turizm alanında daha açık görülmektedir. Kıbrıs hükümeti’nce şehir ve köy planlama kanununun hazırlanması ve Nottingham üniversitesi işbirliği ile üç yıllık (1967-1971) ada fiziksel gelişme planı , bölgesel ( şehir) planları ve bölge projelerini kapsayan bir çalışmaya girilişmişsede plansız gelişmenin çok belirgin şekillerinden bazılarını bile önlemek mümkün olmamıştır . bu kötü gidişin en belirgin örneği olarak Mağosa’nın gelişmesi gösterilebilir.
Kıbrıs hükümeti 1974 başlarında mağosa’da maraş Bölgelerinde Golden sands (Altın sahil) kompleksi için ilave 1000 yatak için 3 milyon Kıbrıs Liralık bir harcamayı öngörmüş olması , söz konusu yanlış gidişin bir başka örneği olarak göze çarpmaktadır. Eğer halktan toplanarak oluşturulan fonların daha yerinde harcanması ihtimali sözkunusu olsaydı , ne seçilen zaman ne de yer olarak kabul ediemezdi. Bir çok uzmana göre , Maraş’ta mevcut plaj imkanları dikkate alındığı takdirde , yatak kapasitesi açısından fazlasıyla gelişmiş bulunmaktaydı. Buna ek olarak , uygulanan fizilsel planlama sonucu yüksek otellerin ve blok apatmanların plajlara çok yakın inşa edilmiş olması , şehrin diğer kesimlerinin denizden yararlanma olanağını adeta ortadan kaldırdığı için , turizm açısından diğer bir çok sakıncanın nedeni olmaktadır. Mağusa’nın kanazilasyon problemini bile çözümlemeden bu şekilde bir şekilde bir gelişme göstermesi ,Akdeniz sahil şehirlerinin belirgin bir özellliğidir. Böyle bir gelişme , gerek yerli halk , gerekse turistler için aynı ölçüde rahasız edicidir. Lefkoşa ve diğer çevrelerden gelen günübirlikçiler yüzünden daha da güçlenen Mağusa halkının dinlenme ihtiyaçlarının dikkate alınmadığı görülmektedir.
1972 yılında adaya gelen turistlerin %49.6’sı Mağusa’da kalmıştır. Aynı yıl yapılan araştırmada , gelen turistlerin tekrar Kıbrıs’a gelmeleri halinde Mağusa2da konaklayacaklarını belirtenlerin oranı %43.5’tir .Diğer taraftan , Mağusa’ya kıyasla daha az gelişmiş olan Girne’ya gelecek turistlerin oranında bir artoş olacağı görülmekteydi. 1972’de Girne’de konaklayan turistlerin ada toplamı içindeki payı %18.5 olduğu halde , sözkonusu araştırmadan anlaşıldığına göre aynı turistlerin tekrar gelişlerinde % 31’i Girne’yi seçecektir. Bu oranlar kesin bir gösterge olmamakla beraber Mağusa turizminin geleceği açısından fikir verebilecek niteliktedir. Gerek yerli otoritelerin , gerekse turizm sanayiicilerinin fikirbirliği ettikleri husus yerli halkın yabancılaşmasını engellemektir. Bu anlayış birliği , aşırı kalabalıklaşma ve düzensiz gelişmenin ortaya çıkardığı huzursuzlukların yığılması sonucudur. Yerli halkın anlayış birliği içinde olması sağlıklı bir turizm sanayiinin kurulabilmesi için başlıca unsurdur.
GELİŞEN TURİZM MERKEZLERİ
1970’li yıllarda geliştirilen konaklama kapasitelerinin büyük kısmının Mağusa’da toplanmış olmasına rağmen , bir kaç mil kuzaydeki Salamis’te yeni bir tatil yöresi geliştirilmiştir. Son yıllarda burada da önemli yatak kapasitelerine ulaşılmıştı. Yeni turizm gelişme merkezleri halen adanın üç ayrı yerinde belirmiş durumdadır. Limasol , mevcut kapasitesi biri lüks ,diğeri dört yıldızlı otele 700 yeni yatak eklenmiştir. Adanın güney sahilindeki Larnaka ve batı ucundaki Baf 1974’te dört yıldızlı birer otele kavuşmuşlardır. Larnaka’da inşa edilen ve 130 civarında küçük yatı barındırabilecek bir liman , bu merkezde turizmin gelişmesinde önemli ölçüde etkili olacaktır.
SONUÇ
Kıbrıs ekonomisini yeni bir bünyeye kavuşturma çalışmalarında , tarım ve sanayii ile birlikte üç ana sektörden biri olarak turizme özel bir önem verilmiştir. 1961’de ancak 4 bin civarında olan toplam otel yatak kapasitesi 1973 yılında 11 bine ulaşmıştır. Ayrıca diğer konaklama tesisleride 2 bin yatak kapasitesine sahiptir.
Adanın siyasi kaderi ve bir ölçüde de Ortadoğu’ya yakınlığı dolayısıyla , sık sık ortaya çıkan problemlerine rağmen , turizm gelen ziyaretçiler ve sağlanan gelir açısından çok tatminkar bir gelişme göstermiştir.
1960’larda Kıbrıs adeta İngiliz turistlerin tekelinde idi. 1970’lerden itibaren turist trafiğinde farklılaşma görülmeye başlanmıştır. Bu tarihlerde Alman ve İsveç pazarlarında söz sahibi olmaya başladığı devrelerdir. İçinde bulunulan on yılda Batı Avrupa’daki yeni pazarlara açılmak suretiyle , sözkonusu trafik farklılaşmasının daha da artacağı görülmektedir.
Kıbrıs’ta turizm mevsimi normal olarak sekiz ay civarında idi. Son gelişmelerle bu süre on aya çıkarılmıştır. Bu sürenin uzaması ve mevsimlik probleminin önemini yitirmesi turizmle ilgili hedefler doğrutulsundaki gelişmelerdir. Bu hususların gerçekleştirilmesi büyük ölçüde pazarlama stratejisine bağlıdır. Turizm mevsiminin uzatılması ve mevsim probleminin çözümü pazarların seçimive hangilerinin geliştirileceği konusu ile ilgilidir. Pazarların seçimi bu pazarlardan hangilerinin geliştirileceği hususları turizm ve mevsim probleminin çözümünde başlıca etkenlerdir.
1971-1976 yıllarını kapsaya Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı , turist girişlerinde yılda % 20’lik , turizm gelirlerinde ise % 25’lik bir artışı öngörmüştür. Daha 1973’te turist girişleri bakımından plan hedeflerinin altına düşülmüştür. Avrupa’daki enerji krizi ve İngiltere ekonomisinin genel durumu Kıbrıs’ın turizm sanayiini olumsuz yönde etkilemiştir. Petrol krizinin yarattığı sonuçları kesin rakamlarla ifade etmek güçtür.
Kıbrıs’a olan turist akımındaki görülen ayvaşalam yeni pazarlara açılmayı zorunlu hale getirmektedir. Danimarka , Batı Avrupa ülkeleri , İsviçre ve Fransa sistemli bir şekilde pay alınması gereken potansiyel pazarlardır.
Kıbrıs’taki genel fiyat enflasyonu kadar petrol fiyatlarının neden olduğu maliyet artışları , yetkilileri bir çok pazar için Kıbrıs’ı cazip halden çıkaracak olan uçak fiyatlarını ayarlamak zorunda bırakmıştır.
Rum yönetiminin 1972’de kendi parasını (kıbrıs pound’u) sterline göre ayarlama karaına mütakiben, strelin önemli ölçüde değer kaybına uğramış ve Kıbrıs pound’u ise %18’lik bir değer artışı görmüştür. Bu devaluasyon sonucu Kıbrısa gelen İngiliz turistlerin satın alma güçlerindeki önemli kaybın İngiltere’den Kıbrıs’a yöneltilen trafiğin yoğunluğundan olumsuz etkileri görülmeye başalnmıştır. İleriki yıllarda Kıbrıs’ın turizm sanayiini geliştirmek amacıyla doviz kurlarını veya tur fiyatlarınıyeniden gözden geçirmesi gerekecektir.
Akdeniz’in üçüncü büyük adası olan Kıbrıs , her dönemde olduğu gibi bu dönemde de müstesna imkânlara sahiptir. Adanın 805 km’lik sahil şeridi ve devamlı değişiklik arzeden bir manzarası vardır. İklim şartları turizm açısından çok elverişlidir. Yıl boyunca ortalama 340 gün güneşli olan adada , aralık ayının ortalama en yüksek ısısı 15 derece , ağustos ayının ortalama en yüksek ısısı ise 35 derecedir. Deniz suyu sıcaklığı ocak ayında ortalama 15 derece , ağustos ayında ise ortalama 28 derecedir. Yıllık yağış miktarı bölgeden bölgeye değişmesine rağmen ortalama 49 santimetreküptür.
Adanın nüfusunun 1972’de 660,000 olacağı tahmin edilmişti. 1960 nüfus sayımına göre adada 573,566 kişi vardır, bunların 441,656’sı Rum , 104,942’si Türk ve 26,968’i de azınlık olarak belirlenmişti.
ABSTRACT
THE TOURISM SECTOR IN CYPRUS BEFORE 1974
This article about examines the tourism in Cyprus before 1974. The analysis concentrates on the tourism activities from 1960 to 1973. The author states that in this period tourism sector gained in importance as well as they agricultural and industrial sectors, which aimed to restructure the nature of the economy. The number of beds available for tourists was reached to 4000 in 1961, and the continued to increase to the total number 11000 in 1973. Also the author analyzed the tourist arrivals according to their source country and the level of tourism revenues and their proportion to export revenues
TURİZM ADANIN EN HIZLI GELİŞEN SEKTÖRÜYDÜ
Turizm dış faktörlere karşı son derece hassa bir sektör olmasına rağmen , ne adanın siyasi kaderinin henüz tayin edilmemiş olması , ne de Ortadoğu’ya yakınlığı bu sektörün Kıbrıs ekonomisi içinde en hızlı gelişen sektörlerden biri olmasını engelleyememiştir. 1961-1972 yıllarıını kapsaya İkinci beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde turist girişlerinde % 25.6’lık bir artış öngörüldüğü halde , gerçekleşen miktarın % 27 olması bunun bir delilidir.
Aynı dönemde ,planlanan turizm gelirleri yıllık artış ortalama %26.3 olduğu halde ,gerçekleşme % 30.3 oranında olmuştur. Tablo 1’de adanın bağımsızlığını ilan ettikten sonra sonraki ilk yıl olan 1961’den itibaren adaya gelen yabancı sayıları ve bunlardan sağlanan gelirler görülmektedir.
Tablo 1: Kıbrıs’a 1961-1973 yılları arasında turist girişleri ve turizm gelirleri
Yıl Turist Girişleri Değişme yüzdesi Turizm Geliri
Milyon Değişme Yüzdesi
1961 40,140 56.2 2.8 21.2
1962 50,177 25.1 3.55 19.6
1963 74,619 48.5 4.3 28.3
1964 16,084 78.4 1 -76.7
1965 33,346 106.7 2.2 118
1966 54,114 62.7 3.6 65.1
1967 68,397 26.3 4.3 19.4
1968 88,492 29 5.8 34.9
1969 188,006 33.3 7.8 34.5
1970 126,580 7.2 8.1 3.8
1971 178,598 41 13.6 66.7
1972 228,309 27.8 18.7. 39.7
1973 264,200 16 ---- ----
1972’de turizm gelirleri görünmez kalemlerin % 22’sinin üstünde gerçekleşmiştir ve bu miktar yerli ihracat gelirlerinin % 42.5’ine eşittir. Aynı yılın parakende fiyatları ile hesap edilen toplam yerli üretiminin %6.7’sine tekabül etmiştir. Tablo 2’den de anlaşılacağı gibi ,1971’e kadar adanın ihracat kalemleri içinde ikinci sırayı alan madenler oluyordu. Bu tarihten itibaren turizm , madenleri de aşarak ikinci sırada yer aldığı görülmektedir.
Tablo 2: 1969-1972 Yılları arasında Kıbrıs’ta turizm gelirlerinin ihracat gelirleri içindeki payı
İHRACAT GELİRLERİ 1969 1970 1971 1972
Zirai ürürnler 19,227 19,486 24,102 26,181
Sanayi Mamülleri 5,278 6,250 8,248 9,763
Madenler 11,952 13,974 9,417 8,564
turizm 7,800 8,100 13,600 18,700
Kıbrıs 1960’lardan itibaren genellikle Avrupa’dan gelen turistlere yönelik bir tatil beldesi özelliğini günümüze kadar sürdürmüştür. Tablo 3’den de görüleceği gibi seyahat amacı “tatil” olan turistler toplam girişlerin hemen hemen % 90’dan fazlasını oluşturmaktadır. İkinci sırayı iş maksadı ile adaya gelen turistler almaktadırlar. Tablodan izleneceği üzere toplam turist girişlerinde 1964 yılında 1963’e oranla % 81 oranında bir azalma vardır. Bu azalmanın nedeni 1963 yılının Aralık ayındaki iki toplum arasındaki savaştan kaynaklanmaktadır. Yine 1974 Barış Harekâtından hemen sonra 1975 yılı rakamları da 1973’e oranla %82’lik bir azalma göstermektedir.
Tablo 3: Yıllara göre Kıbrıs’a gelen turistlerin seyahat amaçları (1960-1975)
YILLAR TATİL İŞ EĞİTİM DİĞER TOPLAM
1960 16821 7172 244 17 24254
1961 22139 15654 309 294 38396
1962 39129 8391 281 254 48055
1963 62443 7242 317 368 70373
1964 8998 3734 261 314 13307
1965 24346 5112 242 277 29977
1966 45804 5250 4 81 51139
1969 104289 13412 177 128 118006
1970 115876 10481 117 106 126850
1971 165854 12574 152 18 178598
1972 216778 10809 182 540 228309
1973 252342 11385 269 70 264006
1974 134253 12069 2 4154 150478
Rum-Yunan ikilisinin , ada üzerindeki bütün olumsuz hırçın tutumlarına rağmen turizm büyük bir süratle ilerlemeye ve yayılmaya devam etmiştir. Nitekim rakamlardanda görüleceği gibi 1960 ile 1973 yılları arasındaki dönemde adayı ziyaret eden turist sayısı 10 kat artmıştır.
OTELCİLİKTE HIZLI GELİŞME
Kıbrıs’ın bu dönemlerdeki yatak kapasitesi incelenecek olursa 1960’ta 3806 olan toplam kapasitesinin 1966’da 5437’ye ,1973’te ise 1966’ya oranla % 283 artış göstererek 10796 yatağa yükseldiği görülecektir.(Tablo 4)
Otel ve diğer turizm tesislerinin yoğunlaştığı şehir , adanın başlıca tatil bölgesi olan Magosa’dır. Adanın toplam yatak kapasitesinin % 50’den fazlası bu şehirde toplanmıştır. Sahip olunan yatak kapasitesi açısından Lefkoşe’nin bir özelliği de adanın iş merkezi durumunda oluşudur. Tamamen bir tatil bölgesi olan Girne süratle gelişmekte ve adanın ikinci büyük dinlenme merkezi olma yolundadır.Kıbrıs Hükümeti’nin Girne üzerindeki politikası da bu gidişi teşvik edici mahiyettedir
Tablo 4: Kıbrıs’taki yatak sayısının yıllara ve bölgelere göre dağılımı
BÖLGELER 1960 1966 1973
YATAK SAYISI % YATAK SAYISI % YATAK SAYISI %
LEFKOŞE 993 26.1 1398 25.7 1735 16.1
LİMASOL 200 5.2 534 9.8 1212 11.2
LARNAKA 44 1.2 71 1.3 283 2.6
MAĞOSA 457 12 824 15.2 4859 45
GİRNE 292 7.7 514 9.5 1369 12.7
BAF 116 3 122 2.2 280 2.6
DAĞ 1704 22.6 1974 36.3 1058 9.8
TOPLAM 3806 100 5437 100 10796 100
Kıbrıs’taki oteller genellikle 100-300 yatak kapasitesi küçük veya orta büyüklükte olmakla beraber, 70’li yılların başında büyük kapasiteli tesislerin kurulmasına önem verildiği görülmektedir. Nitekim herbiri , 1000 yataklı iki büyük kompleks 1972 sonlarında işletmeye açılmış olacaktır. Adadaki otellerin kaliteleri tıldız sayılarıyla ifade edilmekte olup, çoğu oteller üç veya dört yıldızlıdır.
Güney Kıbrıs’ın 1974 yılında hemen Barış Harekâtı sonrası ise yatak kapasitelerinin 10796’dan 3880’e düştüğü görülmektedir. Turizmin ada ekonomisi ve sosyo-politik dış temaslar açısından öneminin bilincinde olan Rum Toplumu , dünya devletlerinde almış oldukları maddî ve manevî destekle 3880 olan yatak sayılarını 1994 yılında 75000’lere çıkarmayı başarmışlardır. Yatak kapasitelerindeki bu astronomik artış , dünya üzerindeki birçok tanınmış turizm ülkesindeki yatak artışını oran olarak geride bırakacak düzeydedir.
Haliyle , bu kapasite artışına paralel olarak , yıllık turizm gelirleri de büyük artışlar göstermiştir. Nitekim 1961 yılında 16 milyon Kıbrıs Lirası olan turizm geliri yılında 74.4 milyon Kıbrıs Lirasına 1980 yılında 250 milyon Kıbrıs Lirasına ( 497 milyon U.S Dolar ) ve 1990 yılında ise 625 milyon Kıbrıs Lirasına yani yaklaşık 1 milyar 258 milyon U.S. dolara yükseltmiştir.(Tablo 5)
Tablo 5: Kıbrıs Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs’ın turizm gelirleri
YILLAR TURİZM GELİRİ
(Milyon $)
1961 32
1973 150
1986 497(Güney Kıbrıs)
1990 1.258(Güney Kıbrıs)
ADA TURİZMİNDE İNGİLTERENİN YERİ
Kıbrıs’a akan turist trafiğine uzun yıllar İngiliz ziyaretçiler hakim olmuştur. 1960’dan sonraki ilk on yılın içinde adanın turizm ürünü müşterilerinin ,adeta, sadece İngilizlerden meydana geldiği söylenebilir. İngiltere’nin Kıbrıs’a turist gönderen başlıca ülke olmasının çeşitli tarihi,etnik ve ekonomik nedenleri vardır. 1960’a kadar Kıbrıs bir İngiliz kolonisi idi. Bu tarihtebağımsızlığına kavuştuktan sonra İngiliz Uluslar Topluluğu ’nun bir üyesi haline gelmiş ve sterlin bölgesine katılmıştır. Ayrıca İngiltere ve Kıbrıs’ta yaşayan aynı etnik grupların bulunması ve adadaki İngiliz üslerinde görevli askeri ve sivil personelin varlığı turist trafiğinin bir diğer nedenidir.
1966’da İngiliz hükümeti dış seyahatlerle ilgili birtakım sınırlamalar getirmiştir. Ada bir sterlin bölgesi olması sebebi ile bu tarihten İngiliz halkı için bir turizm yöresi haline gelmiştir.
Adanın turizm konusundakitemel amaçlarından biri turist akımında çeşitliliği sağlamktı. Bu politika 1970’lerde sonuçlarını göstermeye başlamıştır. 1967’de İngiltere’den adaya gelenlerin toplam turist sayısı içindeki payı % 52.5 iken , 1972’de % 43’e düşmüştür. Adaya yönelik turist trafiğindeki bu çeşitliliğin başlıca nedeni , Batı Almanya ve İsveç gibi , iki önemli pazarın kazanılmasıdır. Tablo 6’nın tetkikinden anlaşılacağı gibi adaya gelen ziyaretçilerin ülkelerine göre dağılımında İngiltere birinci sırada , B.Almanya ikinci sırada ve İsveç de üçüncü sırada yer almaktadır.
Tablo 6: Kıbrıs Cumhuriyetine gelen yabancıların ülkelere göre dağılımı
ÜLKELER 1970 1971 1972
TURİST % TURİST % TURİST %
İNGİLTERE 60052 47.2 78062 43.7 98136 43
ALMANYA 2864 2.2 10193 5.8 19488 8.6
İSVEÇ 2870 2.3 5410 3 15599 6.8
A.B.D. 10401 8.2 13880 7.8 15177 6.6
YUNANİSTAN 9305 7.3 12327 6.9 12816 4.5
LÜBNAN 8995 7.1 10708 6 10392 4.5
İSRAİL 3814 3 7957 4.4 8322 3.6
DİĞERLERİ 28279 22.7 40061 22.4 48379 21.3
TOPLAM 126580 100 178598 100 228309 10
KIBRIS BATI AVRUPA İÇİN GÜNEŞLİ BİR TATİL YÖRESİDİR.
Kıbrıs’a turist akımının gelecekteki gelişme seyri yukarıdaki atblodan da anlaşılacaktır. Ada kuzeybatı Avrupa’daki başlıca pazarlar için güneşli bir tatil yöresi olarak giderek önem kazanmaktadır.A.B.D.’den gelen turistlerin Ortadoğu ülkelerinde kalış süreleri çok kısa süreli olmaktadır. Bu kadarıyla bile ada turizmine olumlu katkıları inkâr edilemezse de , bu konuda ,en azından kısa sürede , önemli bir gelişme beklenmemektedir. Kıbrıs’ın Ortadoğu ülkeleri içinde farklı karakterde geniş bir turizm pazarı potansiyeli vardır. Bu ülkelerin ziyaretçileri daha ziyade alışveriş yapmak ve adanın dağ ikliminden yararlanmak için gelmektedir. 1970’lerde Ortadoğu’daki siyasi olaylar Kıbrıs’ın bu bölgedeki büyük potansiyelden yararlanmasını engellemiştir.
ADA İÇİN MEVSİM PROBLEMİ ÖNEMİNİ YİTİRMİŞTİR
Kıbrıs’taki “turizm mevsimi” Mart ayı ortalrından Aralık sonuna kadar uzamaktadır. Batılı ziyaretçiler için ayrı bir önemli olan Noel’in Aralık ayı sonunda olması , adada turizm mevsiminin yılbaşına kadar uzamasının bir başka nedenidir. Fakat turist trafiğinin esas yoğun olduğu aylar Haziran,Temmuz,Ağustos devresidir. Bu yüzden ,1967-1971 yıllarını kapsayan İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın turizmle ilgili başlıca hedeflerinden biri , turist yoğunluğunuon aylık devre içine dengeli bir şekilde yaymak olmuştur. Bu işlemin özü itibariyle uzun vadeli bir politikayı gerektirmesi , Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Plan’ında konu üzerinde önemle durulmasını sağlamıştır.
Turist yoğunluğunu Mart-Aralık arasındaki on aylık devreye dengeli şekilde dağıtma gayretlerinde oldukça başarı sağlandığı görülmektedir. Örneğin , 1970’de yıllık toplam ziyaretçilerinin %30.4’ü Temmuz-Ağustos devresinde gelmiş iken , 1972’de aynı devreye düşen yabancı turist daha dengeli bir dağılım gösteren B.Almanya ve İsveçli ziyaretçi sayılarındaki artışın sonucudur.
“Mevsimlik” problemindeki düzelme , büyük ölçüde , izlenen pazarlama politikasının bir sonucudur. İngiliz turistlerden oluştuğu İsveç ve Alman pazarlarına açılmada gösterilen başarı , Kıbrıs’a olan turizm talebinin aylık dengeli dağılımında etkili olmuştur. Alman ve İsveç pazarlarındaki büyük potansiyelin ilerideki yıllarda adanın mevsimsel problemini giderici yönde daha da etkili görülecektir.
İngliz turistlerin 1971’de % 32.6’sının 1972’de de % 32.5’inin Temmuz-Ağustos devresinde geldikleri görülmektedir. 1971’de Almanya’dan gelenlerin % 23.2’si ,1972’de ise %15’i bu iki aylık devreye düşmektedir. 1972 yılının Olimpiyatlarının Münih’te yapılmış olması %23.2’den %15’e gerilemenin bir nedeni sayılabilir. Diğer yandan , İsveç’ten gelen turistlerin aynı devreye düşen yüzdeleri 1971 için % 18.6 , 1972 için ise % 16.5 olmuştur.
ZİYARETÇİLERİN ADADA ORTALAMA KALIŞ SÜRESİ
İstatistik ve Araştırma Departmanı’nca 1972’de yapılan ziyaretçi araştırmasında , adaya gelenlerin %75.2’sinin tatil yapmak , % 11’inin iş takibi , % 9.4’ünün arkadaş ve akraba ziyareti ve %4.4’ünün de diğer amaçlarla geldiği anlaşılmıştır.
Aynı araştırmaya göre 1972’de gelenlerin ortalama kalış süreleri 12.8 gündür. Bu ortalama sürenin geliş amaçlarına göre dağılımı şöyledir: Ortalama kalış süresi tatil yapmak için gelenlerde 12.6 gün , arkadaş ve akraba ziyareti için gelenlerde 22.6 gün , iş münasebeti için gelenlerde ise 7 gün olmuştur. İngiltere , Almanya ve İsveç pazarlarından gelen yabancıların diğer yabancı turistlere göre daha uzun süre kaldıkları görülmektedir. Bu üç ülke turistlerinin kalış sürelerine göre aralarındaki sıralamada Almanya başta gelmekte , İngiltere ikinci , İsveç ise üçüncü sırada bulunmaktadır.Söz konusu araştırmaya göre 1972’de Alman turistlerin ortalama kalış süresi 14.9 gün , İnglizlerin 14.8 gün , İsveçlilerin ise 11.5 gün olmuştur.
ZİYARETÇİLERİN OTELDE KONAKLAMA ORANI
1972’de toplam ziyaretçilerin yarıya yakın kısmı Mağosa’da kalmıştır. Bu durum , bu dönemde Mağosa’nın adanın birinci tatil şehri olduğunu göstermektedir. Lefkoşa ve Girne ziyaretçilerin %19’unu misafir etmiştir.Araştırmada ayrıca , toplam ziyaretçilerin % 80’inin ortalama 11 gün süre ile otellerde kaldığı tespit edilmiştir. Ziyaretçilerin %11.5’i arkadaş ve akrabaları ile , % 7.8’i ise kat veya villa kiralamak süretiyle kalmıştır. Araştırmada konaklama türlerinin tam olarak kapsayacak terimlere yer verilmediğinden , konaklama türleri ile kesin sonuçlar elde edilememiştir. Kıbrıs’ta otel dışı konaklama tesisleri o dönemlerde gelişmeye başlamıştır. Bunların başında , resmi sınıflandırmaya tabi olamayan servisli veya müşterinin kendi hizmetlerini kendi gördüğü katlar ve apartmanlar gelmektedir. Adadaki otel dışı konaklama tesisleri ile ilgili tam ve kesin bilgiler yoktur. Araştırmada uzmanlar , piyasanın bu kesimi ile ilgili payın çok düşük olduğu varsayımından haraket etmiştir.
ZİYARETÇİLERİN GÜNLÜK ORTALAMA HARCAMA MİKTARI
Çeşitli ziyertçi gruplarının ortalama kalış süreleri , aynı zamanda , bunların harcama şekillerini de ortaya çıkarmaktadır. 1972’deki bir araştırma , ziyaretçi başına ortalama harcama miktarının. 82 Kıbrıs Lirası olduğunu göstermektedir. Fert başına en fazla harcamada bulunanlar Alman ziyaretçiler için. 106 Kıbrıs Lirası , İngilizler için 90 Kıbrıs Lirası ve son olarakta İsveçliler için de 75 Kıbrıs Lirasıdır. Harcama şekilleri konaklama türüne göre de farklılık göstermektedir. Otellerde konaklayan ziyaretçilerin günlük harcamaları 7.6 Kıbrıs Lirası , kat veya villa kiralayanların 5.4 Kıbrıs lirası , arkadaş ve akrabaları ile kalanların ise 3.2 Kıbrıs Lirası olarak tespit edilmiştir.
KAPASİTE FAZLALIĞINA DOĞRU
1976 yılında 444 bin ziyaretçinin geleceği tahmin edilerek 26700 yatak kapasitesine ihtiyaç duyulacağı hesap edilmiştir. Bu projeksiyonda , resmi planlamanın sadece otel türü konaklama kapasitelirini dikkate aldığı , diğer tamamlayıcı türleri ihmal ettiği anlaşılmaktaddır. Daha önce belirtilen 2 bin yatak kapasiteli turistik katların İngiltere , Almanya ve İsveçten gelen turistlerce talep edilmekte olduğu ve bu talebin sözkonusu ülkelerde sağlanacak yeni akımlarca daha da artacağı kabul edilmektedir. Bu nedenle beklenen turist trafiği 444 bin civarında gerçekleşse bile 1976’da otel konusunda önemli bir atıl kapasite doğacağı görülmektedir.
OTEL YATIRIMLARINDA TEŞVİK
Kıbrıs Hükümeti , turizm planlaması çerçevesi içinde yerli ve yabancı muhtemel yatırımcılara kolaylıklar göstermekte ve bunları teşvik etmekteydi. Bunlar esas olarak , devletinuzun vadeli ve düşük faizle verdiği kredilerdi . Diğer taraftan , Kıbrıs Kalkınma Bankası da otel ve diğer turizm yatırmları konusunda kredi veren bir kuruluştu . Söz konusu muhtemel muhtemel yatırmcılara devletçe gösterilen en önemli kolaylık hazine arazisinin kiralanmasıdır. Bu kiralamalar , turizmde öncelikli yörelerde 99 yıla kadar olabilmekteydi.
VASIFLI PERSONEL AÇIĞI
Kıbrıs turizm sanayiinin karşılaştığı en önemli sorunlardan biri vasıflı personel açığıdır. Bu problem , 70’li yıllarda artan yatak kapasitesine paralel olarak daha da ciddi bir hale gelmiştir. Faal nufüs içindeki işsizlik oranı 1971’de % 1.1 iken , 1972’de %1’in altına düşmüştür. Adada otelcilik eğitimi yapan dört kuruluş bulunmaktaydı. Bunlardan biri , 1969’da Lefkoşa’da Kıbrıs Hükümeti ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programınca kurulan Otelcilik ve Yiyecek yönetimi Enstitüsü , diğer üçü de devletin mesleki otelcilik okullarıydı. Bunların dışında özel mesleki otelcilik okulları da vardı. Bu okulların vasıflı personel açığı bulunduğunun bir delili olarak değerlendirebilir. Diğer taraftan bu otelcilikokulları devlet kontrolü olmamasından ötürü , standartın düşük olduğu söylenmektedir. Bir ülkede otel kapasitesi yoğunluğu yüksek standartlarda ise , yeterli vasıflı işgücü arzının hayati önem taşıyacağı açıktır. Vasıflı personel ve kaliteli servis ,turizm ürünü için ana unsurlar olan , doğal ve kültürel özellikler kadar önemlidir.
Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda , 1976’ya kadar Kıbrıs otelcilik sanayii için gerekli insangücü ihtiyaçlarının 6700 kişilik ek personelle giderilebileceği belirtilmiştir. Halbuki , 1976 yılına kadar resmî ve özel otelcilik okullarının sadece 1527 kişiyi eğitebileceği görülmekteydi. Geriye 5 bin küsür eleman açığı kalmaktaydı. İşbaşında eğitim yöntemi ile bu kadar kişinin eğitilmesinin imkânsızlığı da ortadadır. Bu şartlarda , planlanan otel kapasitesine ulaşılması halinde , kritik birdurumda olan vasıflı personel yetersizliği daha da olumsuz boyutlara ulaşacaktır. Bu sayıda az personelin yönetiminin güçlüğü ve neden olacakları ücret şişkinlikleri gibi personel açığı probleminin diğer önemli sakıncaları: otellerde hizmet kalitesinin düşmesi , yatırım daha düşük kaliteli otellere doğru yönelmesi ve self-servisin hakim olacağı turistik kat sayılarının artması şeklinde olacaktı. Devlet turistik katlar ve diğer konaklama tesislerinin daha fazla yapılmasını önlemek arzusunda olmasına rağmen , sözkonusu vasıflı personel açığı ve bunun getireceği ücret problemleri nedeniyle , yatırımlarla ilgili herhangi bir tedbir alamamaktaydı.
İşgücü temini ve eğitim üretim planlaması içinde özel bir öneme sahiptir. Bu işlemin pazarlama ile ilgili bütün hususlar üzerinde etkili olması , bir turist beldesi olan Kıbrıs açısından daha da önemlidir. Bu sorun ileriki yıllarda sendikalar , sanayi ve hükümetçe acilen ele alınacak konular arasında olacaktı.
ÜÇÜNCÜ BEŞ YILLIK PLANDA TURİZM İLE İLGİLİ HEDEFLER
Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı , turist ve günübirlikçi ( excurcionist) trafiğinin , turizm mevsimini on aya çıkararak mevsimlik problemini düzenlemeyi hedef almıştır.
Turist girişlerinde ise , asgari % 20’lik bir yıllık artış ve buna paralel olarak günübirlikçilerde de %8’lik bir artış öngörülmüştür. Aynı devrede , turizmden beklenen yıllık gayri safi gelir artışı % 25.2 oşarak hesap edilmiştir.
Planda önörülen hedeflerin gerçekleşmesi , Kıbrsın’ın turist pazarlarını etkileyen petrol krizinden sonra , daha da şüpheli görülmektedir.1973’de bu alanda sağlanan gelişmenin %16’da kalması , planlanan %20’lik hedefin altına düşüldüğünü göstermektedir. Sözkonusu krizin bütün sonuçlarını önceden tahmin etmek kolay olmamakla beraber , turistik ürününün fiyatını yükseltebileceğini söylemek mümkündü.
PAZARLAMA POLİTİKASI
Bu dönemlerde Kıbrıs’ta pazarlamay verilen önemin çok az olması nedeniyle , Kıbrıs turizm Organisazyonu’nun dodöküman ve yayınlarından genel planlamada faydalanılmadığı dikkati çekmektedir. Bu konuda zaten sınırlı olan araştırmaları da turizmin geliştirilmesi konusunda hükümetçe değerlendirilmediği görülmektedir. Bu gerçek ,1976 yılı için projekte edilen otel kapasitesi konusunda kendini açıkça göstermiş ve planlanan hususların tutarsızlığı , 1972 yılında yapılan ziyaretçi araştırmasında ortaya çıkarılmıştır. Sonuş olarak , bu alandaki ürün pazarlamsı Pazar bölüşümü temeline göre yapılmamıştır. Turizmle ilgilenen herkeste ve özel sektörde bu alanda herşeyin devletten geleceğine dair yaygın bir kanaat yerleşmiştir.Kıbrıs o zamana kadar satıcı piyasasının şartlarından yararlanmaktaydı. Uluslararası turizm pazarına girişin ilk devrelerine has olan , kısa sürede talebin arzı aşması halinde olduğu gibi. Fakat şartlar süratle değişmekte ve piyasa “ satıcı piyasası” olmaktan “alıcı piyasasın”na dönüşmektedir. Bu yüzden alıcı halimiyetinin arttığı her piayasa için olduğu gibi Kıbrıs turizmi için de pazarlama anlayışını benimseme gerekliliği doğmuştur. Hedef alıncak belirli Pazar kesimleri tespit edilmeli ve mamuller gözden geçirilmelidir. Satışların teşviki , reklamcılık , halkla ilişkiler ve diğer pazarlama araçlarını kavrayacak etkin bir bilgi akış sisteminin geliştirilmesi görülecektir.
LONDRA VE FRANKFURT’DAKİ TURİZM BUROLARI YETERLİ DEĞİLDİR
1970 başlarında ada dışında iki Kıbrıs Turizm Bürosu bulunmaktadır. Bunların biri 1967’de Londra’da , diğeri 1969’da Frankfurt’ta açılmıştır. Stokholm ve Paris ‘te enformasyon büroları açılması için çalışmalar yapılmasına rağmen , 1969’dan bu yana herhangi bir turizm bürosu açılmamıştır. Bu yeni bürolar Londra ve Frankfurt’takiler kadar muntazam donatılmayacaklardır. İsveç pazarında ise işler halde bir turizm bürosunun bulunmamasına rağmen , başarılı olunduğu da bir gerçektir. Fakat turizm bürolarından beklenenin sadece ülkesine gönderdiği sayısını o an için azamiye çıkarmak olmayıp, ileriye dönük gelişmelerle ilgili her türllü bilgiyi aktarmak olduğu düşünülürse ilgili her türlü bilgiyi aktarmak olduğu düşünülürse , turizm bürolarının artırlması çabalarının yerinde olduğu kabul edilecektir.
FRANSIZ PAZARI ADA TURİZMİ İÇİN ELVERİŞLİ DEĞİLDİR
Yeni enformasyon bürosunu Paris’te açılmak istenmesi , Kıbrıs’ın Fransız turist piyasasını elde etmeye çalışmasının bir işareti idi. Fakat temel amacın turizm mevsimini uzatmak , dolayısıyla mevsimlik problemine çözüm getirmek olduğu dikkate alınırsa , adada turizm sanayiinin geliştirilmesi açısından çok hassa olan bu devrede Fransız pazarına açılma arzusu uygun görülmekteydi. Kıbrıs turizminin büyük ölçüde hava trafiğine dayanması , diğer taraftan Fransa’nın uçakla yapılan paket turlar açısından diğer Avrupa ülkeleri kadar önemli olmaması i bu ülkenin ada turizmi için önemli bir Pazar sayılmayacağını göstermekteydi. Diğer taraftan Fransızların seyahat motiflerinin son derece mevsimlik oluşu , kitle halinde çıkışların adaya en fazla turist gittiği aylar olan Temmuz- Ağustos’a rastlaması da , Fransız pazarının önemini azaltan bir husustur. Fransız Milli İstatistik ve İktisadi Araştırmalar Enstitüsü (INSEE)’nün araştırmalarına göre ,1974’de Fransız turistlerin 2/3’ü ülke dışına Temmuz sonları ve Ağustos başlarında çıkmışlardı.
PAZARLAMA BÜTÇESİNİN YETERSİZLİĞİ
Üçüncü beş Yıllık Kalkınma Planı’nda ada turizminin tanıtılması , geliştirilmesi ve diğer faaliyetler için 850 bin Kıbrıs Lirası harcanması öngörülmüştür. Bu miktar Kıbrıs Turizm Organisazyonu’na yıllık pazarlama bütçesi olarak tahsis edilen 170 bin Kıbrıs lirasının beş yıllık toplamına eşittir.Kıbrıs turizm Organisazyonu otellerde geceleme ücretleri üzerine yaptığı bir ilave ile ziyaretçilerden bir nevi vergi tahsil etmektedir. Organisazyon bu yolla sağladığı 100 bin Kıbrıs liralık ek gelire rağmen , turizmi geliştirme faaaliyetlerine yeterince eğilememiştir.
MAGOSA’NIN FİZİKSEL PLANLANMASINDA SORUNLAR
Kıbrıs’ta etkili bir yerleşme planlamısının yapılabilmesi konusunda ciddi mevzuat eksikliği vardır. Bunun sonucu olarak fiziksel planlama kontrölsüz bir şekilde yürütülmektedir. Bu gidişin sakıncaları turizm alanında daha açık görülmektedir. Kıbrıs hükümeti’nce şehir ve köy planlama kanununun hazırlanması ve Nottingham üniversitesi işbirliği ile üç yıllık (1967-1971) ada fiziksel gelişme planı , bölgesel ( şehir) planları ve bölge projelerini kapsayan bir çalışmaya girilişmişsede plansız gelişmenin çok belirgin şekillerinden bazılarını bile önlemek mümkün olmamıştır . bu kötü gidişin en belirgin örneği olarak Mağosa’nın gelişmesi gösterilebilir.
Kıbrıs hükümeti 1974 başlarında mağosa’da maraş Bölgelerinde Golden sands (Altın sahil) kompleksi için ilave 1000 yatak için 3 milyon Kıbrıs Liralık bir harcamayı öngörmüş olması , söz konusu yanlış gidişin bir başka örneği olarak göze çarpmaktadır. Eğer halktan toplanarak oluşturulan fonların daha yerinde harcanması ihtimali sözkunusu olsaydı , ne seçilen zaman ne de yer olarak kabul ediemezdi. Bir çok uzmana göre , Maraş’ta mevcut plaj imkanları dikkate alındığı takdirde , yatak kapasitesi açısından fazlasıyla gelişmiş bulunmaktaydı. Buna ek olarak , uygulanan fizilsel planlama sonucu yüksek otellerin ve blok apatmanların plajlara çok yakın inşa edilmiş olması , şehrin diğer kesimlerinin denizden yararlanma olanağını adeta ortadan kaldırdığı için , turizm açısından diğer bir çok sakıncanın nedeni olmaktadır. Mağusa’nın kanazilasyon problemini bile çözümlemeden bu şekilde bir şekilde bir gelişme göstermesi ,Akdeniz sahil şehirlerinin belirgin bir özellliğidir. Böyle bir gelişme , gerek yerli halk , gerekse turistler için aynı ölçüde rahasız edicidir. Lefkoşa ve diğer çevrelerden gelen günübirlikçiler yüzünden daha da güçlenen Mağusa halkının dinlenme ihtiyaçlarının dikkate alınmadığı görülmektedir.
1972 yılında adaya gelen turistlerin %49.6’sı Mağusa’da kalmıştır. Aynı yıl yapılan araştırmada , gelen turistlerin tekrar Kıbrıs’a gelmeleri halinde Mağusa2da konaklayacaklarını belirtenlerin oranı %43.5’tir .Diğer taraftan , Mağusa’ya kıyasla daha az gelişmiş olan Girne’ya gelecek turistlerin oranında bir artoş olacağı görülmekteydi. 1972’de Girne’de konaklayan turistlerin ada toplamı içindeki payı %18.5 olduğu halde , sözkonusu araştırmadan anlaşıldığına göre aynı turistlerin tekrar gelişlerinde % 31’i Girne’yi seçecektir. Bu oranlar kesin bir gösterge olmamakla beraber Mağusa turizminin geleceği açısından fikir verebilecek niteliktedir. Gerek yerli otoritelerin , gerekse turizm sanayiicilerinin fikirbirliği ettikleri husus yerli halkın yabancılaşmasını engellemektir. Bu anlayış birliği , aşırı kalabalıklaşma ve düzensiz gelişmenin ortaya çıkardığı huzursuzlukların yığılması sonucudur. Yerli halkın anlayış birliği içinde olması sağlıklı bir turizm sanayiinin kurulabilmesi için başlıca unsurdur.
GELİŞEN TURİZM MERKEZLERİ
1970’li yıllarda geliştirilen konaklama kapasitelerinin büyük kısmının Mağusa’da toplanmış olmasına rağmen , bir kaç mil kuzaydeki Salamis’te yeni bir tatil yöresi geliştirilmiştir. Son yıllarda burada da önemli yatak kapasitelerine ulaşılmıştı. Yeni turizm gelişme merkezleri halen adanın üç ayrı yerinde belirmiş durumdadır. Limasol , mevcut kapasitesi biri lüks ,diğeri dört yıldızlı otele 700 yeni yatak eklenmiştir. Adanın güney sahilindeki Larnaka ve batı ucundaki Baf 1974’te dört yıldızlı birer otele kavuşmuşlardır. Larnaka’da inşa edilen ve 130 civarında küçük yatı barındırabilecek bir liman , bu merkezde turizmin gelişmesinde önemli ölçüde etkili olacaktır.
SONUÇ
Kıbrıs ekonomisini yeni bir bünyeye kavuşturma çalışmalarında , tarım ve sanayii ile birlikte üç ana sektörden biri olarak turizme özel bir önem verilmiştir. 1961’de ancak 4 bin civarında olan toplam otel yatak kapasitesi 1973 yılında 11 bine ulaşmıştır. Ayrıca diğer konaklama tesisleride 2 bin yatak kapasitesine sahiptir.
Adanın siyasi kaderi ve bir ölçüde de Ortadoğu’ya yakınlığı dolayısıyla , sık sık ortaya çıkan problemlerine rağmen , turizm gelen ziyaretçiler ve sağlanan gelir açısından çok tatminkar bir gelişme göstermiştir.
1960’larda Kıbrıs adeta İngiliz turistlerin tekelinde idi. 1970’lerden itibaren turist trafiğinde farklılaşma görülmeye başlanmıştır. Bu tarihlerde Alman ve İsveç pazarlarında söz sahibi olmaya başladığı devrelerdir. İçinde bulunulan on yılda Batı Avrupa’daki yeni pazarlara açılmak suretiyle , sözkonusu trafik farklılaşmasının daha da artacağı görülmektedir.
Kıbrıs’ta turizm mevsimi normal olarak sekiz ay civarında idi. Son gelişmelerle bu süre on aya çıkarılmıştır. Bu sürenin uzaması ve mevsimlik probleminin önemini yitirmesi turizmle ilgili hedefler doğrutulsundaki gelişmelerdir. Bu hususların gerçekleştirilmesi büyük ölçüde pazarlama stratejisine bağlıdır. Turizm mevsiminin uzatılması ve mevsim probleminin çözümü pazarların seçimive hangilerinin geliştirileceği konusu ile ilgilidir. Pazarların seçimi bu pazarlardan hangilerinin geliştirileceği hususları turizm ve mevsim probleminin çözümünde başlıca etkenlerdir.
1971-1976 yıllarını kapsaya Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı , turist girişlerinde yılda % 20’lik , turizm gelirlerinde ise % 25’lik bir artışı öngörmüştür. Daha 1973’te turist girişleri bakımından plan hedeflerinin altına düşülmüştür. Avrupa’daki enerji krizi ve İngiltere ekonomisinin genel durumu Kıbrıs’ın turizm sanayiini olumsuz yönde etkilemiştir. Petrol krizinin yarattığı sonuçları kesin rakamlarla ifade etmek güçtür.
Kıbrıs’a olan turist akımındaki görülen ayvaşalam yeni pazarlara açılmayı zorunlu hale getirmektedir. Danimarka , Batı Avrupa ülkeleri , İsviçre ve Fransa sistemli bir şekilde pay alınması gereken potansiyel pazarlardır.
Kıbrıs’taki genel fiyat enflasyonu kadar petrol fiyatlarının neden olduğu maliyet artışları , yetkilileri bir çok pazar için Kıbrıs’ı cazip halden çıkaracak olan uçak fiyatlarını ayarlamak zorunda bırakmıştır.
Rum yönetiminin 1972’de kendi parasını (kıbrıs pound’u) sterline göre ayarlama karaına mütakiben, strelin önemli ölçüde değer kaybına uğramış ve Kıbrıs pound’u ise %18’lik bir değer artışı görmüştür. Bu devaluasyon sonucu Kıbrısa gelen İngiliz turistlerin satın alma güçlerindeki önemli kaybın İngiltere’den Kıbrıs’a yöneltilen trafiğin yoğunluğundan olumsuz etkileri görülmeye başalnmıştır. İleriki yıllarda Kıbrıs’ın turizm sanayiini geliştirmek amacıyla doviz kurlarını veya tur fiyatlarınıyeniden gözden geçirmesi gerekecektir.