FORUMUSTA34 - TURKiSH & WORLD PERFECT FORUM

Tam Versiyon: MEHTER TAKIMI
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
Mehter, Osmanlılarda askeri musikiyi icra eden topluluktur. Farsça’da mihter olarak geçen mehter kelimesi, ekber (en büyük), Azam (pek ulu) manasına gelir. Kelime Türkçe’de mehter, çoğulu olarak da mehteran şeklinde kullanılmıştır. Mehter bölüklere ayrılır. Aynı çalgı aletini çalanlar, alemdarlar birer bölük teşkil ederlerdi. Her bölüğün Ağa ismi verilen bir amiri bulunurdu. Davulcubaşına ise “Baş Mehter Ağa" denirdi. Ayrıca bir de Mehterbaşı vardı. İkinci bir mehterbaşı daha vardır ki; bundan ayrı olup "Mehteran-i Hayme" denilen Saray Çadırcılarının başıdır.

Mehter teşkilatı "emir-i alem"e tabii idi. Türkiye Selçukluları sultanı ikinci Gıyaseddin Mesud, 1284 yılında gönderdiği bir fermanla Osman Gazi’ye Eskişehir'den Yenişehir'e kadar bütün Söğüt bölgesi ve havalisini sancak olarak verdi. Ferman Osman Gazi’ye Eskişehir’de bir ikindi vakti takdim edildi. Osman Gazi ayakta durarak nevbet çaldırdı. Fatih Sultan Mehmet zamanına kadar nevbet vurulurken padişahların ayakta dinlemesi adetti. Fatih Sultan Mehmet; “ İki yüzyıl evvel vefat etmiş bir padişaha ayağa kalkmak lüzumsuzdur.” diyerek, mehter çalınırken ayağa kalkma adetini kaldırmıştır. Mehter teşkilatına bağlı iki türlü mehterhane vardı. Biri resmi teşkilata bağlı olan çalıcı mehterler, diğerleri esnaf mehterleriydi. Resmi mehter padişah mehteriydi ki buna "Mehterhane-i Tabli Alem-i Hassa" denirdi. Sonraları, mehter sadece orduya ve padişaha ait olmaktan çıktı. Her vezir dairesinde bir mehterhane bulundurulması adet oldu. Mehterler, harp meydanlarında gece karanlığında bile ordugah nöbetçilerinin uyumaması için devamlı çalar ve aynı zamanda da "Yektir Allah!" diye bağırırlardı. Harp esnasında ise, padişahın veya seraskerin yanında durup, harp boyunca askerin cesaretini arttırmak ve düşmana dehşet vermek için çalardı. Mehterin kendine has bir yürüyüşü vardır. Üç adımda bir durur yarım sağa ve yarım sola dönerlerdi. Yürüyüş esnasına hep bir ağızdan “Rahim Allah, Kerim Allah” derlerdi. Mehter takımının yürüyüş nizamında törene katılım şöyle idi: Önde çorbacıbaşı ünvanını taşıyan ve başında "üskuf" bulunan mehteran bölüğü komutanı, onun arkasında sol tarafında zırhlı muhafızı ile birlikte yeşil sancak, ortada istiklal simgesi olan ak sancak, sağ başta ise zırhlı muhafız ile birlikte kırmızı sancak bulunurdu. Sancakların arkasında ise üçerli koldan üç sıra halinde dizilmiş dokuz tuğ gelirdi. Sağ taraftan kırmızı sancağın arkasında, yeniçerilerin taşıdığı hücum tuğu yeralırdı. Tuğlardan sonra ortada mehterbaşı bulunurdu. Mehterbaşından sonra ise mehterin iki katı adedince çevgenler (okuyucular), zurnazenler, boruzenler, nakkarezenler, zilzenler ve davul çalanlar gelmekteydi. En arkada ise at sırtında taşınan kös bulunmaktaydı..

Orduda mehter minyatürü
MEHTERİN AVRUPAYA ETKİSİ
Avrupalılarca 18. asırdan itibaren "Yeniçeri müziği" diye adlandırılan müzik; benimsenmiş, önce Polonya, sonra Avusturya, daha sonra bütün Avrupa'da onların tabiriyle Yeniçeri bandoları kurulmuştu. Bestekar Mozart ve Hayd da mehter musikisinin etkisinde kalarak meşhur bestelerini meydana getirmişlerdir. Alman besteci Beethoven "Büyük Senfoni"sinin son bölümünü mehterin kös, davul ve zurnasıyla seslendirmiştir. Beethoven, "Türk Marşı" nı mehterin bir savaş havasından adapte etti. Avusturyalı bestekar Mozart'ın "Türk Marşı", Türk askerlerinin "Allah Allah" nidalarının nakarat olarak tekrarından oluşmuştur.
Mehterin Bu Günü
Yüzyıllar boyunca Osmanlı askerini coşturup zaferden zafere koşturan , düşmana korku veren mehterhane , 15 Haziran 1826 da Yeniçeri ve diğer Kapıkulu ocaklarıyla beraber 2. Mahmud tarafından kaldırıldı. Mehterhanenin önemi nedeniyle yerine mızıka-yu hümâyûn isminde bir askerî mızıka teşkilatı kuruldu.
Fakat bu değişiklik yalnız şehirlerde ve görünüşte olmuş, kırlarda, ve ordunun temelini yapan milletin aziz varlığı içinde, bağrında,Mehter sazlarının ve yiğitliğin sembolü olan davul ve zurna her zaman yerini korumuş ve çağımıza kadar rahatça kendinden, benliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Ahmet Muhtar Paşa ve Celal Esat (Arseven) , tarafından 1911 yılında "Mehterhane-i Hakanî" adıyla yeniden kuruldu. 1914 te kuruluş tamamlandı. 1.Dünya savaşında Başkumandan vekili Enver Paşanın emriyle teşkilat orduya katıldı.
İstiklal Savaşında da mehterhane hizmet vermiştir. 1935 yılına kadar tarihi Türk müziğini dinleten askeri müze mehter takımı devrin savunma bakanı Zekai Apaydın tarafından saltanat alâmeti sayılarak kaldırılmıştır. Tarihe karıştığı sanıldığı bir sırada mehterin tekrar kuruluşu 1952 yılına rastlar. Londra ya yapılan bir seyahatleri sırasında , Zamanın Genel Kurmay Başkanı Nuri Yamut’un İskoç gayda takımlarını görmesi tarihi mehter takımını hatırlamasına neden olmuş ve memlekete dönüşünde yine askeri müze bünyesinde olmak üzere tarihi mehter takımının kurulmasını emretmiştir.
Ciddî tarihi araştırmalar sonunda Mehter Takımı 1953 yılında tekrar , tarihinde üçünce defa olmak üzere altı katlı olarak kurulmuştur. Kurulmuştur ve 29 Mayıs 1953 tarihinde İstanbulun Fethinin 500. yıldönümü törenine katılarak hayata dönmüştür. Zamanla yedi ve daha sonra da sekiz kata çıkarılan Mehter bölüğü , Askeri müze müdürü Ülvay Sabahattin Doras ın teklifiyle , Genel Kurmay Başkanlığının onayından geçen emriyle , dokuz katlı Mehter aslına uygun olarak kıyafetleriyle donatılmıştır. Mehter günümüzde de gerek anlam, gerekse icra yönünden oldukça farklı müzik yapısı ile yurt içinde ve dışında verdiği konserlerle tüm dünyanın ilgisini çekmektedir.
Referans URL