Prognoz üzerinde etkili faktörler:
Prognozu etkileyen faktörler (32)
1. Kötü yönde etkileyenler
• İleri yaş
• İşitme kaybı bilateral ve totalse
• Objektif vestibüler semptomlar ve fasiyal paralizi varsa
• Birden fazla vasküler risk faktörü
• Hasta ne kadar geç başvurmuş ve tedaviye geç başlanmışsa.
• Odyogramda eğrisi inen eğri şeklinde ise.
2. İyi yönde etkileyenler
• Vestibüler semptom olmaması
• Birden fazla vasküler risk faktörü olmaması
• İşitme kaybının hafif olması
• Erken tedavi
• Odyogramda 2 hafta içinde iyileşme belirtileri varsa
• İşitme kaybı tek taraflı ise
• Odyogramda yükselen eğri şeklinde işitme kaybı saptanmışsa
En az bir olumlu faktör taşıyan vakalarda %70 iyi sonuç alınırken, olumlu faktör olmayan hastalarda %75 sonuç kötüdür.
Başlangıçta işitme kaybının ciddiyeti A.İ.K.’nın prognozunu kötü yönde etkilemektedir. 70-80 dB kritik değer olup 80 dB altında olan hastaların prognozu 80 dB üstündekilerden daha kötüdür (33). Yine sedimantasyon yüksekliğinin de (1) yüksek frekanslardaki işitme kaybının prognozunu kötü etkilediği belirtilmektedir.
Spontan iyileşme:
Mattox ve Simmons 89 vakalık serilerinde tam iyileşmeyi %65, Paperella ise %66 olarak bildirmiştir. 63 vakalık bir başka seride ise spontan tam iyileşme (herhangi bir tedavi olmaksızın) %68 ve iyileşme %89 olarak bildirilmiştir (34). Bu çalışmada ortalama yaş 50.5 olup 50 yaşın altındaki 28 vakada spontan iyileşme %96 olarak bildirilmiştir.
A.İ.K. Sonrası Meniere Hastalığı oranı:
Halberg, Meniere hastalığının %4.4’ünün A.İ.K. olan vakaların %16’sında fluktuan işitme kaybı bildirmiştir. Bu hastalarda tipik olarak odyogram flat tiptedir. Bu yazarlar bu işitme kaybının Meniere Hastalığının bir formu olduğuna inanmaktadırlar.
TANI
Anamnez, fizik muayene ve odyolojik testlerle konur.
Anamnezde belirgin bir sebep olmaksızın 3 günden daha kısa bir zaman içinde gelişen işitme kaybı vardır. Tanısal testlerden önce son haftalarda geçirilen ÜSYE veya hastanın öyküsünden prognostik faktörlerin varlığı, sigara kullanımı, stres, diğer lokal ve sistemik hastalıkları öğrenilmelidir.
Ototoksik madde yada ilaç kullanımı; Bu tip ani işitme kayıpları iki taraflı ve ağır işitme kayıplarıdır. İşitme kaybı totale yakındır.
Ani sağırlıktan önce herhangi bir ağır spor ve zorlama var mıdır?
Bu bize perilenfatik fistula olasılığını düşünmek bakımından önemli bir ip ucudur. Eğer ani sağırlık bir çocukta meydana gelmişse bu zaman konjenital bir anomali olasılığı artar. Tanı için gerekli görüntülüme teknikleri ağırlık kazanır.
A.İ.K. Tanı Kriterleri
• İşitme kaybının ani gelişmesi
• İşitme kaybının sensörinöral tipte olması
• Etyolojisinin bilinmemesi
• Tinnitus olabilir.
• Vertigo eşlik edebilir.
• Kraniyal sinirlerde tutulum olmaması (8. sinir hariç)
Hastanın otolojik muayenesinde diapozon testlerinin sensörinöral işitme kaybı ile
uyumlu olması dışında özellik yoktur.
Pure tone odyometride unilateral ardarda 3 frekansı birden tutan orta dereceden totale kadar değişen şiddette Sensörinöral işitme kaybı saptanması tanı koydurucudur. İşitme kaybı sadece alçak veya yüksek frekansları tutabildiği gibi tüm frekansları da tutabilir. Sheehy A.İ.K.’lı hastaları pure tone odyometriye göre 4 gruba ayırmıştır.
1. Flat tip işitme kaybı, %41 oranında görülür.
2. Yüksek tonlarda kayıp, %29 oranında görülür. Speech diskriminasyon skoru bozuktur.
3. Alçak tonlarda kayıp, %17 oranında görülür. Speech diskriminaston fazla bozuk değildir.
4. Total kayıp, %13 oranında görülür.
Ayrıca supraliminer testler, konuşmayı ayırt etme skorları, kalorik testler ve ENG gibi vestibüler testlerin de yapılması faydalı olabilir. Timpanometri normaldir. Stapes refleks eşikleri işitme kaybı 60 dB’li aşmamışsa genellikle etkilenmez ancak daha şiddetli kayıplarda ipsilateral ve kontrlateral stapes refleks eşikleri yükselir yada refleks alınamaz. BERA incelemesinde 5. dalganın ortaya konması ile retrokoklear patolojilerden ayrımı yapılır.
Laboratuvar Tetkikleri
• Tam kan sayımı
• Sedimentasyon
• Rutin biokimya (kan şekeri, total protein, globulin, total lipid, kolesterol, trigliserid fraksiyonları)
• Glukoz HbAlc
• T3, T4, TSH
• PT, PTT, serum filtrabilite testi
• Sifilis testleri (VDRL, FTA-ABS)
• Periferik yayma
• HIV antikoru
• Viral antikor titreleri
• Lomber ponksiyon
• CT yada MR (Gadolinium)
• ENG
• Kalorik testler
TEDAVİ
Tedavi Seçenekleri:
• Ototoksik ajanların kesilmesi
• İç kulak dekompresyonun rekompresyonu
• Perilenf fistüllerinin tedavisi
• Herpes virüs enfeksiyonu için asiklovir
• Bakteriyel enfeksiyon için antibiyotik
• Metabolik dengesizliğin düzeltilmesi.
Etyoloji belirlenemediği zaman ise idiopatik sensörinöral işitme kaybının tedavisi tartışmalıdır. İdiopatik sensörinöral işitme kaybı için bir çok tedavi rejimi önerilmiştir.
A.İ.K. da Kullanılan Tedavi Yöntemleri:
1. Hemodilüsyon
2. Kortikosteroidler
3. Ürografin
4. Vitaminler
5. Sempatik stellar ganglion blokajı
6. Hiperbarik oksijen tedavisi
7. Antikoagülanlar
8. Vazodilatatörler
9. Karbon dioksit tedavisi
10. Papaverin
11. Prostoglandin E1
12. Pentoksifilin
13. Pirasetam
14. Otoimmün tedavi protokolü
15. Cerrahi tedavi
16. Yatak istirahati
A.İ.K.’nda uygulanan tedavi aynı ülkede bile klinikler arasında büyük değişiklikler göstermektedir.Nadir olmakla birlikte hiçbir tedavi uygulamayan klinikler vardır. Burada kullanılmamaktadır. Diğer bir uçta ise pek çok ilacın birlikte kullanıldığı tedavi şekli vardır ve viralden çok vasküler nedenleri ön planda tutar. (Shotgun therapy) Bu kombine tedavide amaç yaralanmış, haraplanmış koklea duyu hücreleri için en uygun koşulları sağlamaktır (32).
Sounders Avrupa ve Amerika’da 130 KBB Uzmanı arasında yaptığı araştırmada 1/3’ünün hiçbir tedavi önermediği ve tedaviye inanmadığını bildirmiştir. Tedavi veren hekimlerin ise 27 farklı ilacı tek tek veya 7 çeşide kadar olan kombinasyonlarda kullandıklarını bildirmiştir. Siegel 6 farklı tedavi yöntemi bildirmiş ve A.İ.K. tedavisinde kullanılan 51 çeşit ilaç saptanmıştır (13).
A.İ.K. da kullanıla gelen ilaçlar ve tedavi şekilleri aşağıda kısaca özetlenmiştir. Ancak tedavi şekillerinin gerek birbiri ile gerekse spontan iyileşme ve karşılaştırılabilmesi için işitme kaybındaki düzelmenin standardizasyonu gereklidir. Bugün için sık kullanılan bir değerlendirme şeması Tablo 2’de görülmektedir.
Tablo 2. A.İ.K.’da iyileşmenin tanımlanması.
TAM İYİLEŞME: İşitme seviyesinin 250, 500, 2000 Hz’de 30 dB’den ve 4000 Hz’te 25 dB’den az olması.
BELİRGİN İYİLEŞME: 5 frekanstaki ortalama iyileşmenin 30 dB’den fazla olması.
ORTA DERECEDE İYİLEŞME: 5 frekanstaki ortalama iyileşmenin 10-30 dB arasında olması.
İYİLEŞME OLMAMASI: 5 frekanstaki ortalama iyileşmenin 10 dB’den az olması.
- 5 frekans : 250, 500, 1000, 2000, 4000 Hz
- 1973’te “Ad Hoc Commitea of Japanese Ministry of Health and Welfare” tarafından
önerilmiştir.
1. Hemodilüsyon
Bu tedavi şeklinde amaç etyolojide değinilen kan viskositesini azaltmak, mikrosirkülasyonu düzeltmektir. Yaygın olarak dekstran kullanılır. Dekstran kompleks bir polisakkarit olup tıpta sık kullanılan fraksiyonları 40 ve 70’tir. Etki mekanizmasında ekstra vasküler sıvının vasküler yatağa çekilmesi ile plazma hacminin genişlemesini sağlar. Kalp debisinin artması, hemodilusyon, kan ve plazma viskozitesinin azalmakıs hipovolemide kapalı duruma geçen kapillerlerin açılması, kapalı kapillerlerin içinde hapsolan kan hücresi kümelerinin serbestleşmesi, eritrositlerin kümelenme eğilimlerinin önlenmesi, kapiller içinde eritrositlerin akış hızının artması ve periferik damar resistansının düşmesinde rol oynar. Dekstranlar diğer plazma genişleticilerin bu ortak etki mekanizmalarına ek olarak antitrombositik etkiye sahiptirler (38). (Faktör 8 üzerinden) Günlük tedavi 10-20 ml/kg olup birkaç gün üst üste kullanılacak ise 10 ml/kg (~ 500 ml/gün) geçilmemeli ve beş günden fazla kullanılmamalıdır (32-39)
Dekstran tedavisinde yan etkilerden korunmak için yarılanma süresi daha kısa olan dekstran 70 yerine 40 tercih edilir. Koklear kan akımının artırılmasında bilinen en etkili yöntemdir. Hayvan çalışmalarında (Laser-Doppler flowmetri ile koklear kan akımını artırdığı gösterilmiştir.
Kontrol grubu olmayan bir çalışmada 5 günlük dekstran, 1 aylık vitamin B ve nikotinik asitten, oluşan tedavi ile 80 hastada %68 iyileşme sağlanmıştır (39). Plasebo kontrollü randomize çift kör yapılan bir çalışmada dekstran ve pentoksifilin tedavisinin A.İ.K. ve akut akustik travmada etkisi araştırılmış, çalışma sonunda gerek dekstran 40, gerek dekstran 40 ve pentoksifilin, gerekse plasebo kullanımı arasında iyileşme düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmadığı bildirilmiştir (40).
Dekstran solüsyonlarının kullanımında yan etkileri gözönünde bulundurulmalıdır. Bunlar kısaca şöyle özetlenebilir. Hızlı infüzyon hipervolemiye neden olur. Yaşlı hastalar kalp-Ac ve böbrek hastalarında hipovolemi daha kolay gelişir ve Ac. Ödemi ve konjestif kalp yetmezliği bulguları ortaya çıkar. (İ.v. furacemid ile tedaviye başlanır) Glomeruler filtrasyon hızında fonksiyonel bir azalmaya neden olurlar ve oligürik vakalarda akut tübüler yetmezliğe neden olabilir. Pıhtılaşma bozukluğu olan vakalarda kanamalara neden olabilirler.
2. Kortikosteroidler
A.İ.K.’da ilk kez 1950 yılında Higler tarafından kullanılmıştır. İzleyen yıllarda pek çok klinisyen A.İ.K.’na yönelik tedavi protokolüne steroid kullanımını dahil etmiştir. Steroid kullanımında ana düşünce corti organında veya stria vaskulariste oluşan inflamasyonu azaltıcı etkisi olmasıdır. Bir başka açıdan bakıldığında A.İ.K.’da viral ajanın rol oynadığı varsayılırsa steroidler immunolojik mekanizmaları baskılayarak enfeksiyonun yayılımına neden olacaktır. Steroid kullanımındaki bir başka açmaz ise yan etkilerin sıklığı ve ciddiyetidir. Yine bu ilaçların diabetes mellitus, tüberküloz, peptik ülser gibi durumlar için kullanımı sınırlıdır.
Wilson ve arkadaşları orta ve ciddi A.İ.K. olan vakalarda steroid tedavisinin plaseboya göre daha iyi yanıt vermediğini bildirmişlerdir. Ancak orta-hafif işitme kayıplarında steroidin plaseboya göre iki kat fazla tedaviye yanıt sağladığını bildirmişlerdir (32).
Moskowitz ve Lee (5) steroid kullanan vakalarda %89 iyileşme, kullanmayanlarda ise %44 iyileşme gözlediklerini çalışmalarında bildirmişlerdir.
Steroid tedavisi yan etkilerinin sıklığı ve ciddiyeti ile kullanım sınırlılığı nedeni ile tedavide seçilecek ilaç olarak önerilmemektedir. Ancak Kabata ve arkadaşları (1994) 60 yaşın üzerindeki 64 A.İ.K. olan vakada steroid tedavisi kullanmışlar ve %55 kür yada düzelme sağladıklarını, diabetli hastalarda da endokrinoloji konsültasyonu ile steroid kullandıklarını ve komplikasyon görmediklerini belirtmişlerdir (37).
3. Ürografin (Diatrizoate Meglumine)
A.İ.K.’da ürografin tedavisi ilk kez Japonya’da Fkuoda Üniversitesi’nden Prof. Morimitsu tarafndan kullanılmıştır. Ürografinin A.İ.K. tedavisinde yeri olabileceği ani başlamış 40 günlük işitme kayıplı olguda vertebral angiografi çekilmesi amacı ile verilen 1cc ürografin dozunu takiben işitmesinde düzelme olması sonucu öne sürülmüştür. Morimitsu ürografinin bir kırık yada devamsızlık nedeni ile A.İ.K. olmakta ve endokoklear potansiyellerde düşmeye yol açmaktadır. Ürografin molekül büyüklüğü ve konfigürasyonu ile bozulmuş olan membran porlarını doldurarak Na pompasının aktif bir şekilde çalışmasını sağlayarak normal potansiyelleri oluşturur. Bir başka teori ise ürografin verilmesini takiben plazmaya önemli miktarda histamin salındığı ve histaminin A.İ.K. tedavisinde önemli yeri olduğu şeklindedir.
Morimutsu ilk 3 gün içinde tedaviye başlayan vakalarda iyileşme %68 iken 1. haftadan sonra bu oranın %11’e düştüğü bildirmiştir.
57 vakalık bir seride ürografin ve Rheomacrodexten oluşan tedaviye %58 civarında yanıt verdiği bildirilirken (13) bir başka çalışmada 33 vakalık bir seride iyileşme sadece ürografin tedavisinde %30 olarak bildirilmiştir (40). Ürografin 20-30ml/gün olarak ve 5 gün süre ile önerilmektedir.
4. Vitaminler
A.İ.K.’da Vit. B kullanımının teorik temeli B grubu vitamin eksikliklerinde periferik nöropatilerin görülmesinde yatar. Vitamin tedavisinin bu hastalardaki etkisini gösterir çalışmalar yoktur. Yine A.İ.K.’lı hastalarda avitaminoz saptanmamıştır. Tek istisnası nikotinik asit olup nikotinik asidin oral yolla yüksek doz uygulanması özellikle deride vazodilatasyona neden olur. Hayvan çalışmalarında nikotinik asidin koklear kan akımını azalttığı gösterilmiştir (32). Uygulanan tedavi protokollerinin içinde B vitaminlerini genellikle yer almıştır.
5.Sempatik stellar ganglion blokajı
Yöntemin esası ganglion stellarenin lokal anestezik ile blokajı ve buna bağlı sempatik aktivitenin ortadan kaldırılması ile vazodilatasyon oluşturulmasına dayanır. [Yöntem: Leichter (1970) sempatik blokajı şöyle tarif etmektedir: Sırt üstü pozisyonda yatırılan hastanın omzu ince bir yastıkla desteklenir. Derinin dezenfeksiyonunu takiben SCM kas hafifçe dışa çektirilerek hyoid kemik ile fossa jugularisin arasındaki mesafenin ortasına isabet eden bölgeye uzun kanüllü enjektör ile girilir, vertebranın sertliği iğneye değdiğinde iğne 0,5 cm geri çekilerek 10 ml adrenalin içermeyen lokal anestetik Novacain verilir.]
6. Hiperbarik oksijen
Hiperbarik oksijen A.İ.K. tedavisinde sempatik blokörle birlikte kullanılmaktadır. Burada amaç intrakoklear alanda parsiyel oksijen basıncını artırmaktır. Tedaviye ilk 48 gün içinde başlanması önerilir. Sistemik toksik etkisi nedeni ile kısa süreler için kullanılabilir.
7. Antikoagulanlar
Heparin koagulasyonun her üç evresinede gererek in vivo ve invitro pıhtılaşan
kanı trombin oluşumunu, trombosit aglutinasyonunu inhibe eder. Lipoprotein lipaz salgılanmasını sağlar. Heparin antiinflamatuar etkiside vardır. Kollateral sirkülasyonun oluşumunu da etkiler. Kokleada kollateral sirkulasyonun olmaması bu ilaçların iç kulakta kanama riskini arttırmaları söz konusudur. Bu nedenle kullanımları zaman içinde azalmıştır.
8. Vazodilatatörler
Karbondioksit inhalasyonu, nikotinik asit, histamin, prostoglandin E1, papaverin, nylidrin hidrokloril, A.İ.K.’da kullanılmış olan vazodilatötörlerdir. Geçici iskemi sebebi olan vazospazmı çözerler.
9. Karbondioksit
Son 20 yılda bazı ülkelerde kullanılagelen bir tedavi şekli olup %5 CO2 ve %95 02 inhalasyonu şeklinde uygulanır. Bu yöntemle tedaviye yaklaşık A.İ.K.’lı hastalarda perilenfatik alanda ölçülmüş p02 düşüklüğüne dayanmaktadır. Tedavi koklear düzeyde kan akımının arttırılması ve iç kulağın oksijenizasyonunun yükseltilmesi amacını taşır.
10. Papaverin
Düz kasları gevşeten bu ilaç damar düz kasları üzerindeki etkisi ile vazodilatasyon yapar. 3 gün i.v. izleyen dönemde oral yoldan devam edilir. Pozitif etkisine ilişkin güvenilir sonuçlar yoktur.
11. Prostoglandin E1
Vazodilatatör ve güçlü bir trombosit agregasyon inhibitötüdür. 51 olguluk bir A.İ.K. serisinde i.v. uygulama 362 hastalık Pg E1 tedavisi almayan grupla karşılaştırılmış ancak iyileşme açısından anlamlı fark bulunamamıştır (42).
12. Pentoksifilin
Ksantin türevi (teofilin benzeri) fosfodiesteraz inhibitörü bir ilaçtır. Vazodilatatör etkisi mutat dozlarda verildiğinde belirgin değildir. Periferik dilatör ilaçların çoğundan farklı olarak kanda rheolojik etkilerde gösterir ve kanın viskozitesini azaltır. Terapotik etkinliği esas olarak aşağıdaki rheolojik etkiler ile kan akımını ve dokuların oksijenlenmesini artırmasına bağlıdır.
1. Kronik oklusiv arter hastalığında eritrositlerin azalmış olan esnekliğini (fleksibilitesini ve defornabilitesini) artırır kanın yükselmiş olan viskozitesini düşürür, akışkanlığı artırır.
2. Periferik damar hastalıklarında trombositlerin artmış olan agresgasyon yeteneğini azaltır.
Günlük oral dozu 3’e bölünmüş şekilde 600 mg, i.v. Dozu ise 400 mg’dır. A.İ.K.’da 1976’dan bu yana Japonya’da ve Avrupa’da kullanıla gelmektedir. Eritrositlerde haraplanma ve arteriosklerozis, otoimmun hastalıklar gibi hastalıklarla birlikte olaylanan A.İ.K’da çok iyi bir seçenektir.
Düşük moleküllü dekstran ve i.v. pentoksifilin tedavisinin tek başlarına kullanımlarından daha iyi sonuçları vardır (32).
13. Piracetam
Piracetam trombosit agregasyonunu, trombosit aktivasyonunu, trombosit faktör 4 salınımını, beta tromboglobulini inhibe eder. Eritrositlerin plastisitelerini arttırma şeklinde rheolojik etkileri vardır. A.İ.K.’da 10 ve 12 hastalık 2 seride Gersdorff M. Tarafından kullanılmış ve yüksek başarı bildirilmiştir. (12 vakalık seride 9’unda tam 2’sinde orta ve 1’inde kısmi iyileşme saptanmıştır). A.İ.K.’da bu serilerdeki kullanım protokolü 250cc serum fizyolojik içinde 10 gr piracetam birbirini izleyen 3 gün 15’er dakikada infuze edilmesi şeklindedir. İnfüzyondan 30 dakika önce ve sonra odyolojik kontrol uygulanır (45).
14.Otoimmun tedavi protokolü
Otoimmun tedavi protokolünün amacı stria vascularis ve basal membran yapılarındaki viral bir enfeksiyon sonrası gelişen otoimmun tutuluma bağlı vaskülerv e ekstravasküler doku inflamasyonu ardındaki kan akımı azalmasını ve yetersiz doku perfüzyonunu önlemektir. ABD National İnstitue of Health Center tarafından geliştirilmiş bir tedavi protokolü vardır. Tedavi steroid, sitotoksik ajan ve destekleyici olarak diüretik, vitamin, gastrik mukozayı koruyucu ajanları içermektedir. Sitotoksik ajanlardan bugün için en sık azotiopirin kullanılmaktadır. Önceleri kullanılan siklofosfamide göre daha az yan etkiye sahiptir. Uygulama şekli ilk gün 250 mg bolus 2. günden itibaren 30 gün 50 mg/gün verilmektedir. 30-60. günler arası 10 mg/gün 60-90. günler arası ise 1-3 mg/gün şeklindedir (36).
15. Cerrahi tedavi
Perilenf fistülü düşünülen hastalarda eksploratris timpanotomi önerilmektedir. Perilenf fistülü vakalarında fistül onarımının başlıca üç nedeni vardır.
1. Hastanın işitme ve denge ile ilgili yakınmalarını düzeltmek
2. Olası bir menenjiti önlemek
3. Kokleaya hava girmesini önlemek
Bunların yanı sıra oval ve yuvarlak pencerede tespit edilen fistüllerin onarımı intrakoklear membran yırtıklarının iyileşmesine de yardımcı olmaktadır (43).
Victor Goodhill eksplorasyon yaptığı 18 hastadan 12’sinde Mc Cabe ise 257 eksploratris timpanotomiden 154’ünde fistül saptamıştır. Mc Cabe’ye göre fistül lokalizasyonları %55 oval %35 yuvarlak ve %10 her iki pencerede idi. H.Ü.T.F’nde 1978-1991 yılları arasında 44 hastanın 46 kulağına yapılan eksploratris timpanotominin 32’sinde fistül tespit edilmiştir. Ve bunlar %78.1 yuvarlak, %12.5 oval ve %9.4 her iki pencerede tespit edilmiş (43).
Bu tedavilerin dışında pek çok ilaç A.İ.K.’da kullanılmaktadır. Ancak bunların karşılaştırmalarını yapmak çok zordur. Spontan iyileşmenin çok yüksek ve değişen serilerde farklı oranlarda olması, prognozu etkileyen faktörlerin (tedaviye başlama zamanı, odyogram tipi, vertigonun varlığı, yaş, vasküler risk faktörleri vs.) çokluğu pek çok ilacın tek başına değil bir ilaç grubu ile birlikte kullanılışı bu zorluğun nedenleri arasındadır. Ancak hemen bir çok kez sedasyon, tuzsuz diyet, sigara ve alkol alınmaması, istirahat tedavi protokolü içinde tutulmaktadır.
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı Rutin A.İ.K. Tedavi Protokolü
1. 500 cc Rheomacrodex içerisine 3 amp. pentoxifyllin, 3 saatte i.v. infüzyon şeklinde (Saat 07.00)
2. 500 cc SF içerisine 3 amp. pentoxifyllin, 3 saatte i.v. infüzyon şeklinde (Saat 19.00)
3. Triamteren 50 mg + Hydrochlorothiazide 25 mg cap. 1x1
4. B1 + B6 vitamini 3x1
5. Asetilsalisilik asit 1x1
6. Mianserin HCI 10 mg tb. 1x1
Tedaviye Ek olarak;
1. 5. gün ara odyogram sonucuna göre kontrendikasyon yoksa kortikoterapi
2. Hasta ilk başvurduğunda fistül testi
3. Seçilmiş vakalarda Asiklovir
K A Y N A K L A R
1. Byl M.Frederick, Sudden hearing loss eight years experience and suggested prognostic table, Laryngoscope 94: 647-661-1984.
2. Ömür M. KBB’nin ihtisas dalı olarak çıkışı. KBB postası. Sayı:2, Volum 1 S:65.
3. Kohut R, Hinojosa R: Sudden sensory hearing loss, Head and neck surgery otolaryngology (edited by Byron J. Bailey) Lippincott company, Philedelphia 1993, S:1820-1825.
4. Byl M.F. Seventy six cases of presumed sudden hearing loss occuring in 1973, Prognosis and incidence.
5. Moskowitz Dan M.D., Lee K, J. Smith Wh: Steroid use in idipathic sudden sensory hearing loss. Laryngoscope 94: May 1984 S:664-666.
6. Wilson R.W, Gulya J. Sudden sensory hearing loss. Otolarygology-Head and neck surgery. (edited by Cummings C.W. Mosby Year Book 1993 S:3103-3112.
7. James snow B.J. Telian A.S. Sudden deafness, Otolaryngology edited by Paperalla W.B. Saunders company S:1619-1628, 1991.
8. Doğanay M, Uluöz Ü, Kirazlı T. Ve arkadaşları Ani sağırlıkta magnezyum değerleri. S:379-384.
9. Ünlü Y, Ketenci İ: Kulaklı İ. ve ardaşları Ani İşitme Kayıpları.
10. Arslan, Değer, Kayhan ve arkadaşları, Ani İşitme Kayıpları, Türk ORL Arşivi, 29-191-192, 1990.
11. Müderris S, Öztürkcan S, Aykut M: Ani İşitme Kayıplarında Etyoloji ve Tedavi, KBB Postası S:7-10.
12. Papilla İ, Çanakoğlu S, Erişirir F: Ani İşitme Kayıplarında Viral Etkenler, Türk Otolaringoloji Arşivi 30, 90-92, 1992.
13. Anadolu Y, Esmer N: Ani İşitme Kayıplarında Ürografinin Tedavisi KBB ve Baş-Boyun Cerrahisi Dergisi, Cilt 1, S:1-4, 1993.
14. Pyykkö I. Vesannen M, Asikainnen K: Human Spumaretrovirüs in the etyology of sudden hearing loss Acta Otolarygology (stock) 113:109-112, 1993.
15. Pyykkö I, Vesannen M, Askainnen K: Human Spumaretrovirüs in the etyology of sudden hearing loss, Acta Otolaryngology (stock) 114 (2) p 224 Mar 1994.
16. Selesnick H, Jackle R, Acoustic Neuroma I Clmics Narth America 1992.
17. Selesnick H, Jackler R, Atypicar L. Hearing Loss in Acaustic Neuroma Patients Laryngoscope 103: P:437-441, 1993.
18. Yoshimoto Y. Clinico-statistical study on acoustic tumors with sudden hearingloss Auris Nasus Larynx 15 (3) p:165-71, 1988.
19. Tsutown Nakashıma, Nasahıde Kaida Round Window Membrame Rupture and Inner Ear Demage. Acta Otolaryngol (Stoch) 493:57-62, 1992.
20. Moffat D.A., Baguley DM., Sudden deafness in vestibular schwannoma J.Laryngol. Otol. 108 (2) p: 116-9, 1994.
21. Axelssan A.Hamesnik R.D. Acute Acoistic Travma Acta Otolaryngoll Stock 104:225-233, 1987.
22. Browning G.G., Catehouse S, Lowe G.D.O., Blood viscosity as a factor in sensorineural hearing impairment. The Lancet 18: 121-124, 1986.
23. Yoshımıtsu O, Kasvo M: Blood viscosity and plazma viscosity in patients with sudden deafness. Acta otolaryngol (stockh) 114: 601-607, 1994.
24. Ciuffetti G., Sccrdama A: Whole Blood filterability in sudden deafness. Laryngoscope 101: 65-67, 1991.
25. O’Keffe L.J: Maw A.R. Sudden total deofness in scikle cell disease. J. Laryngol. Otol. 105 (8) p.353-355, 1991.
26. Einer H, Tengborn L, Sudden sensorineural hearing loss and hemostatic mechanisms. Arch. Otolaryngol Head Neck Surgery Vol:120, 536-540, 1994.
27. Hildesheiwer M. Block F. Blood viscosity and sensorineural hearingloss. Arch. Otolaryngol Head Neck Surgery Vol:116-820-823, 1990.
28. Kikuchi S, Hıgo R, Takumaru A: Sudden Sensorineural Hearing Loss Assocciated With Slow Blood Flow of the Vestebrobosllar System. Ann. Otol. Rhinol-Laryngol 102:873-877, 1993.
29. Rowe James J.M.: Macellan DC: Sorooghiam M. Polyasteritis nodosa presentign as bilateral sudden onset cochleo-vestibular failure in a young vaman, J. Laryngol Otol. 104(7) 562-564, 1990.
30. Berettini S, Bruschinip Sudden deafness and Behçet’s disease Acta Otorhinolaryngol Belg. 43:221-229, 1990.
31. Nakashima T: Yanagita N. Outcome of sudden deafness witn and without vertigo Laryngoscope 103.1145-1149, 1993.
32. Hısltcrantz E. Sudden deafness. Current Therapy in Otolaryngol Head and Neck Surgery, 46-50 1990.
33. Saeki N. Kıtahara M. Assessment of prognosis in sudden deafness. Acta Otolaryngol suppl. 510 S.56-61, 1994.
34. Weinaug P. Die Spontancemissian beim Hörsturz. H.N.O. 32; 346-351, 1984.
35. Yamasoba T. Kikuchi S. Sogasawa M. Acute Low-Tone Sensorineural Hearing Loss. Without Vertigo, Vol:120 532-533, 1994.
36. Katırcıoğlu S, Karatj C. Saracaydan A: Akut işitme kayıplarında yeni tedavi protokolleri. KBB Derğisi sayı 2, S:79-82, 1991.
37. Kabata I, Yagı M.Kavashma T. Sudden deafness in the elderly. (Nippan sıbiinkoka Gakkai Kaiho). (Summary) 97(2), 233-239, 1994.
38. Kayalp O.S. Tıbbi Farmakoloji 5. Baskı Ceryal Matbaacılık S:1503-1504 Ankara, 1990.
39. Hultcrantz E. Stenguist M. Lyttkenst. Sudden deafness a retrospective evaluation of dextran therapy. ORL. S. Otorhinolaryngol Relats Spec. (Summary) 56(3) 137-142, 1994.
40. Rudolf P, kust ........ A randomized doubl-blind dextran/pentoxifylline medication in acute acoustic travma and sudden hearing loss. Acta otolaryngol 112 435-443, 1992.
41. Fiedler H. Klinische Studie uber die Verwenduny von Urografn indur Behadlung der Hörsturzes (Summary) HNO 32 (338-340) 1984.
42. Nakashina T: Kuno K, Yanagita N: Evaluation of prostoglandin E therapy far sudden deafness Laryngoscope 99(5) 542-546, 1989.
43. Turan E, Hosal İ. N. Ergin K: Ani işitme kayıpları XIX. Türk Otolarygoloji Kongresi Kitabı. S:1042-1045.
44. Gürsan C, Akçay A: Ani işitme kayıpları. Türk Otolaryngoloji Arşivi. 30.17.19, 1992.
45. Gerdorrff M. Franceschi D. Pirocetam in the treatment of sudden idiopatnic deofness.
46. Mutlu M, Kecik C, Erkus S, Cingi E, Cingi C; Ani işitme kayıplı hastalarda uyguladığımız tedavi yöntemleri ve aldığımız sonuçlar. XIX. Türk Otolaryngoloji Kongre Kitabı Erol Ofset S. 1084-1090.
47. Özden C, Ensaris, Şemi M ve ark. High dose papoverine therapy in idiopathic sudden sensorineural hearing loss. XV. WORLIS CONGRESS of ORL. Head and Neck Surgery Kitabı ........... ofset, S.92-94, 1994.
48. Katırcıoğlu S, Katırcıoğlu O.S, Sunay T ve ark. Azothioprive combined with corticosteroid therapy in sudden hearing loss. XV. WORLD CONGRESS of ORL. Head and Neck Surgery Kitabı. S.276-279, 1994.